Ben Kimmiyim Şiir Köşesi
27 April 2012 Yazan HayaL
Kategori Kahve Molasi
Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim, ya da asla birini severken karşılığını beklemedim..
Dostluğuma değer biçmedim, sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim….
Sevdiysem sonuna kadar gittim, bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim….
Bazen çok kırıldım, bazen belkide kırdım. Ama hata insana mahsustur dedim. Affettim, af diledim….
Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim.
Onlar belki beni saflıkla yargıladılar, belkide içten içe sinsice güldüler.
Ama asıl unuttukları şuydu….
Ben aldanmadım. Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar….
Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için…. Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için….
Oysa ben hiç insan kaybetmedim….
Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar….
Ben Kimmiyim…???
Duymasını bilene SES….çekmesini bilene NEFES…gitmesini bilene HEDEFİM…
Değerimi bilene SEDEF….yaşamasını bilene YÜREK….sulamasını bilene ÇİÇEK…
Yüreğini sunmasını bilene KIYMET…savaşmasını bilene ZAFERİM…
Ben yürekliyim yüreğimin karşılığında YÜREK isterim…
Şımarırım ama Şımartmam..
Şüpheciyim ama Kuruntu yapmam…Kendimle çelişebilirim ama Kafama Takmam..Latife Yaparım ama Kırmam…
Ciddiye alırım ama Kapılmam…Huzur veririm ama Söz vermem…Sahip olurum ama Ait olmam…
BEN FARKLIYIM VE BUNUN FARKINDAYIM…
Adımlarımda kim ne der diye düşünmem basit kişilerle polemie girmem, dünyada kimse üzülsün istemem
Bazı şeyleri aslaa affedemem, geçmişine takılıp dert etmem
Yaşanmışlıkları kolay silemem, acıyı tanıdığım için kimseye çektirmem
Cesaretsizliği gurur la örtmem, yalan ve taktiklerle uğraşanları sevmem
Dostlarıma laf ettirmem tutkularım var vazgeçemem gidiyorsan eğer çok özlesem bile dön demem
Artık kimseye kolay kolay güvenemem…
Ben , benden oLgun insan isterim karşımda , benden dürüst !
En ufak daLgada arkasını dönmeycek kadar oLgun … Arkamı döndügümde sırtımdan vurmayacak kadar GüveniLir…
Bir o kadarda cesaretLi oLmaLı , yağmurda ısLanıp fırtından kaçmamaLı , Ayagı taşa takıLnca kayadan korkmamaLı.. ‹‹
İşine GeLince sevip Zoru Görünce bırakmamaLı…
ha güvenmedikçe de sevmem.. belki sandığın kadar ukala,belkide tahmin edemiyeceğin KADAR MÜTEVAZİYİM
Bazen çook severim ama söylemem YADA SÖYLEYEMEM..
Biraz saklıyım,bazen yasaklıyım…
Kimseyi örnek almam…Kimseye örnek olmam…Arkama bakmam…
asla’DEMEM’keşke’leri sevmem!
eleştiri dinlemem nasihat dinlerim…!!!
Ben bir çileyim şimdi, Gönlündeysem yakan dünyandaysam isyan..
KELİMELERLE ANLATILMAZ, KARŞINDAKİNİ ANLAMAK İSTEDİĞİN GİBİ ANLARSIN!
Okul Karnesi asla Yasam Karnesi degildir
24 März 2012 Yazan admin
Kategori Kahve Molasi
Hayattan alinti kücük bir Hikaye, Hayattan gercek Hikayeler, Gercek Hayattan Hikayeler.
İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci ile 600 bine yakın öğretmen 19 Haziran 2010 Cuma günü tatile girdiler.
Sevinçle karnesini bekleyip içinde başarısını görenler mutlu, düşük notu olup ta çalışmadığını bilenlerse hüzünle aldı.
Cuma günü karnelerini alan çocuklarımız sevinçlerini hüzünlerini aileleriyle paylaştı.
Yavrularımız bu üç aylık tatili dinlenerek, okuyarak, eğlenerek, belki de ailesine katkı olup çalışarak değerlendirecek.
Anne baba olarak; varımızı yoğumuzu verdiğimiz yavrularımızın, emeğimizin karşılığında eğitiminde başarı göstermesi elbette ki bizi mutlu eder. Evde bayram havası olur. Çocuk ailesine kendini kanıtlamanın mutluluğunu yaşar, ebeveynde çocuğunun ona sağladığı gururu.Bazen de her şey yolunda gitmeyebilir.
Geleceğimiz gördüğümüz yavrularımızın başarılı olması, o karnedeki notlarla sınırlı değildir.
İki yıl birlikte Türkiye Çocuk Evleri Vakfın da “Ana-baba ve Evlilik Okulu“ Projelerimizle çalışma onuruna eriştiğim; değerli hocam psikolog Suna Tanaltay bu konuda velileri nasıl bilinçlendiriyor;
“Bozuk karne gelebilir. Okul karnesi asla yaşam karnesi değildir Anne babaların çocuklarını koşulsuz sevmeleri gerekir. Aile çocuğuna `Seni karnen ve güzel notların için değil, seni sen olduğun için seviyor ve değer veriyorum. Sen kötü karne getirsen de bizim bir tanemizsin.` Demelidir.
Bir karne uğruna çocuğun ruh sağlığı, hatta yaşamı paramparça edilemez. Karne, bir başarı ya da başarısızlık düzeyinin saptanmasıdır.
Eğitimde ödülün cezadan daha iyi sonuçlar verdiği kanıtlanmıştır. Ödül her zaman çocuğu başarmaya teşvik eder.
Tanaltay bu konuda da şöyle devam ediyor;
“`Aferin` çok güzel bir ödüldür ama hemen onun yanı sıra, önemli bir başarıdan sonra istediği bir şeyi armağan etmek de çok yararlıdır.
Çocukta ki başarısızlığı tamamen çocuğa yüklemekte doğru değildir.
Öğretme-öğrenme sürecine ilişkin olarak okul başarısını arttıran faktörler üzerinde yapılan araştırmalar, okul başarısı üzerinde okul-aile dayanışmasının önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Akademik başarısı düşük, sınıfta kalma riski taşıyan öğrencileri diğer öğrencilerden ayıran en önemli etken, anne-baba desteği ve ilgisizlik ten yoksunluk, anne-baba da katılık, tutarsızlık, geçimsizlik okuldaki başarısızlığın en önemli etkeni olmuştur.
Çocuklarının çalışkan, başarılı ve kendilerine güveni olmasını isteyen aileler şunlara dikkat etmelidirler;
* Çocuklarınızın yanlışlıkları ve rahatsızlıkları olabilir. Bunun için eleştirmeyin. O zaten kendi durumuna üzülür, sıkılır, içi daralır.
* Öğrencilere müfettiş gibi `Notların nasıl?`, `Kırığın var mı?` gibi sorular sormayın.
* Çocuğun zayıf olduğu derslere yardımcı olun, gerekiyorsa birlikte çalışın. Çocuğa kendiniz yardımcı olamıyorsanız ders almaya veya kursa göndermeye uğraşın.
*Evin koşulları çocuğun çalışması için uygun değilse, koşullar düzeltilmelidir.
*Kardeşler kesinlikle birbirleriyle mukayese edilmemeli, başarıları karşılaştırmamalı. Bu durum çocuğu başarıya götürmez, aksine zayıf getirmeye iter.
Tatil sürecinde çocuklarımızın dinlenmesini, iyi olmayan notları üzerine biraz yoğunlaşmasını tatlı dille onları motive ederek verebiliriz.
Kendimizi çocuklarımız yerine koyalım. Bir zamanlar büyüklerimizin bizlere yaptığı olumsuzlukları o anki yaşadığımız sıkıntıları düşünerek, bunu çocuklarımıza yapmayalım.
Unutmayalım ki okuyan, elinde sürekli kitap olan Anne/Baba en iyi örnektir.
vajina mantarı tedavisi
15 Dezember 2011 Yazan admin
Kategori Kadin Saglik

vajina mantari tedavisi,Vajina hormonlar,vajina MANTAR Kapsülleri.vajina mantarı belirtileri.Mantarlar ne gibi belirtilere yol açarlar?
Doktorunuz ister moniliasis ya da candidiasis desin, ister mantar desin, Candida albicans adlı. mantarın neden olduğu vulva ve vajina enfeksiyonları günümüzde en sık rastlanan ve tedaviye karşı en dirençli vulvovaginal enfeksiyon tipidir. Bol ve rahatsız edici bir akıntısı olan Trichomonas vaginalis’ten farklı olarak, Candida en sakin kadınları bile çıldırtabilecek dayanılmaz bir vajina ve vulva kaşıntısına neden olur. Daima, kaşıntıyı kaşınmanın neden olduğu tahriş izler.
Ve doğal olarak kaşıntı arttıkça tahriş de artar ve labiumlar iltihaplaşıp şişer. Fazla kaşıma nedeniyle deride oluşan çatlaklar da ikincil bir bakteri enfeksiyonunu davet eder. Çoğu zaman, idrar tahriş olmuş dokulara değdiği için, idrar yapmak bile bölgede yanmaya neden olur.
Bu mantarın neden olduğu akıntı tipi, kadından kadına değişir. Bazı kadınlarda yalnızca beyaz, sulu, hafif bir akıntı olur. Bazıları ise vajinalarında kuruluk hissinden yakınırlar. Sık sık da vajina giriminde sulu bir akıntı ile karışmış şekilde peynirimsi, beyaz, pomad şeklinde parçalar, olur. Akıntı fazla olursa, venüs dağından rektumun gerisine kadar yayılan ve bacak aralarını da kapsayan yaygın bir kaşıntılı kızarıklığa neden olabilir.
Bu mantar nereden gelir?
Birçok yerden gelir. Kadınların yüzde 40′ında Candide albicans vajinanın normal sakinlerinden biridir. Çoğu zaman her iki cinsin ağzında ve bağırsaklarında da bulunur. Hiçbir belirti ya da bulgu görülmeyen sağlıklı kişilerin bile idrarlarında, er-sıvılarında ve deri kıvrımları arasında (örneğin sünnet derisi altında, kalçalar arasında, vb.) bu mantar saptanmıştır. Bu bölgelerin hepsi vajina enfeksiyonlarının ve enfeksiyonun yenilenmesinin potansiyel kaynağı olabilir. Ama gelişmesi ve çoğalması için elverişli bazı koşullar olmazsa, mantar herhangi bir rahatsızlığa neden olmaz. Vajinanın normal sakinleri arasında Candida albicans bulunmayan kadınlarda mantar kolaylıkla dışkı bulaşması yoluyla, daha seyrek olarak da etkeni taşıyan bir eşle cinsel birleşme ya da cunnilingus (ağız-vulva seksi) yoluyla edinilebilir. Öte yandan ağızdan bir mantar enfeksiyonu (moniliasis) gelişmesi olasılığı son derece azdır. Ancak mantar ister vajinanın normal sakinlerinde olsun, ister vajinaya dışarıdan gelsin, aynı ilke geçerlidir. Koşullar gelişmesine elverişli olmadığı sürece, hiçbir şey olmayacaktır.
Mantarın alevlenmesine ne yol açar?
Gebelik, doğum kontrol hapları, şeker hastalığı, kan şekeri düzeyinin yükselmesi, antibiyotikler ve bilinmeyen daha pek çok etmen. Tekrarlayan enfeksiyonlarda stress ve gerilimin rol oynadığı sanılmaktadır.
Gebelik ve doğum kontrol hapları neden mantar enfeksiyonuna yol açar?
Bu mantarın gelişmesi için en elverişle vajinal ortamı yarattığı için. Bu da dolaylı olarak hem gebe kadında, hem de doğum kontrol hapı alan kadında gözlenen yüksek östrojen düzeyiyle ilgilidir. Östrojen normalde vajina hücrelerinde glikojen (bir şekerli madde) depo edilmesine neden olur. Dolayısıyla östrojen düzeyinin yüksek olması vajina hücrelerindeki glikojen miktarını arttıracak, bu da ‘daha tatlı’ bir vajina ortamı anlamına gelecektir.
Glikojenle bu mantarın ilgisi nedir?
Bu mantar glikojenden zengin bir ortamda gelişir ve çoğalır. Bu koşullarda, vajinayı mantarın gelişmesine geçmişte elvermeyen kadın ilk gerçek vajinal enfeksiyonla yüzyüze gelecektir. Örneğin doğum kontrol hapları kullanmaya başlamak, bazı kadınlarda cinsel ilişkide kaçınmaya neden olacak ölçüde rahatsız edici ani ve akut bir vajinal mantar enfeksiyonuna yol açabilir. Bazen de, aşırı tatlı ve pasta yeme nedeniyle, seyrek olarak da teşhis edilmemiş hafif bir diyabet (şeker hastalığı) olması durumunda mevcut bir mantar enfeksiyonu alevlenebilir. Gebelik sırasında vajinal mantar enfeksiyonları son derece yaygındır ve tüm gebe kadınların yüzde 15-25′inde görülür. Doğumdan sonra daha az ‘şekerli’ bir ortamın yeniden oluşmasına kadar, gebelerde tedavi de pek başarılı olamamaktadır. Birçok gebe kadında doğumdan sonra enfeksiyon kendiliğinden yok olmakta ve ek tedavi gerektirmemektedir.
Gebelikte görülen bir vajinal mantar enfeksiyonu bebeği etkiler mi?
Seyrek olarak etkiler, o da yalnızca doğum anında. Bebek vajinal kanaldan geçerken hastalık etkenini kapabilir. Yeni doğanda bu yolla edinilen mantar enfeksiyonlarının (pamukçuk) çoğu yalnızca ağız ve boğazı etkiler. Bu enfeksiyonlar genellikle ciddi değildir ve kolayca tedavi edilebilir.
Vajinal mantar enfeksiyonunu alevlendiren başka bir etmen var mıdır?
Farklı bir nedenle, örneğin boğaz anjini ya da idrar yolları enfeksiyonu nedeniyle verilmiş antibiyotikler de (özellikle tetra-siklin, daha seyrek olarak da penisilin ve diğerleri) hastalığa yakın kadınlarda vajinal mantar enfeksiyonuna neden olabilir. Bu olgu, mantara karşı duran normal koruyucu vajina bakterilerinin antibiyotikle bastırılmasıyla açıklanmaktadır, ama antibiyotiklerin buradaki etki mekanizması tam olarak çözülememiştir.
Vajinal mantar enfeksiyonu nasıl teşhis edilir?
Genellikle vajinal salgıların gözlenmesi ya da mikroskopta incelenmesiyle. Bazen kültür de alınabilir.
Kültür nedir?
Bir enfeksiyonun gerektiği gibi tedavi edilebilmesi için hastalık etkeninin (bakteri ya da mantar) kesin olarak saptanması gerektiğinde, etkenin bulunduğu düşünülen salgı, akıntı ya da materyal, söz konusu etkeni besleyecek ve üretecek özel bir ortama yayılır. Etken, yirmi dört ya da kırk sekiz saat içinde laboratuarda tanınmasına olanak verecek ölçüde gelişir. Örneğin, kadınlarda gonorenin (bel soğukluğu) teşhis edilebilmesi için kültür zorunludur.
Vaginal mantar enfeksiyonları nasıl tedavi edilir?
Candida albicans’ı etkili biçimde yok eden sihirli bir hap olmadığından, tedavi mantarlara karşı etkili vajinal krem ya da fitillerle yürütülür. Gerçekten etkili olabilmesi için tedavinin en az iki hafta, inatçı vakalarda ise beş hafta sürdürülmesi gerekir. Genellikle, belirtilerin ortadan kalkmasından bir hafta sonraya kadar günde iki kez bir vajinal krem ya da fitil örneğin hystatin (Mycostatin) kullanılır. Bazı kadınlar, eriyen fitil ya da kremlerin yapışkan akıntısı nedeniyle ilaçları düzensiz kullanırlar ya da ilk iyileşme belirtisinde tedaviyi keserler. Yetersiz bir tedavinin mutlaka ileride hastalığın alevlenmesine yol açacağını söylemeye bile gerek yok.
Şiddetli ya da uzun süren enfeksiyonlarda vajina “jansiyen moru” çözeltisiyle tedavi edilebilir. Bu ilaç gerçekten işe yarar, ama iç çamaşırlarınızda hiçbir deterjanın çıkaramayacağı inatçı lekeler yapacağını unutmayın. İlacın fazla kullanılması vulvada kontakt dermatite de yol açabilir. Doğum kontrol hapı kullanan bir kadında, tekrarlayan vajinal mantar enfeksiyonu, bazen doğum kontrol hapını geçici olarak kesmedikçe düzelmez. Belirtiler çok rahatsız edici değilse, tedavi sırasında cinsel birleşmeden kaçınmaya gerek yoktur. Ama bu durumda mantarın penisi tahriş etmesini önlemek için erkeğin kondom (kılıf, prezervatif, kaput) kullanması tavsiye edilir.
Tekrarlayan ve inatçı vajinal mantar enfeksiyonlarının başka tedavi yolu yok mudur?
Pek çok doktor inatçı vajinal mantar enfeksiyonlarında, en az dört beş hafta her gün vajinal bir krem ya da övül kullanılmasını ve ek olarak genital dudakların kıvrımlarına bir antifungal (mantara karşı) merhem sürülmesini tavsiye ederler. Aynı tedavi üç dört ay süreyle adetten hemen önce ve adet sırasında sürdürülür. Ağızdan Mycostatin ilacının kullanılması da yararlı olabilir. Böylece barsak mantarları bastırılarak, dışkı bulaşması yoluyla vajinal enfeksiyonların tekrarlanması önlenir. Pastörize edilmemiş yoğurt yemek de bağırsaktaki Candida sayısını azaltabilir. Ancak ne ağızdan alınan Mycostatin, ne de yoğurt, vajina ve vulvada bulunan mantar organizmalarını etkilemeyecektir. Bunlar yalnızca yerel tedaviyle giderilebilir.
Bazı uzmanlar deodorant sabunların ve heksaklorofenli sabunların kullanılmaması gerektiğini savunmaktadırlar. Bakteri öldürücü etkisi olan bu gibi maddeler, deri ve mukozalardaki koruyucu bakterileri öldürerek mantar enfeksiyonlarını teşvik etmektedirler. Banyo küveti yerine duşun tercih edilmesi de tekrarları önlemede yararlı olabilir.
vajinal mantar serper mi yani
vajinal mantar serper mi yani diğer mantar çeşitlerine dönüşebilir mi? mesela vajinada mantar olan bölgeyi kaşıdım ya da akıntıya elledim ellerimi yıkamadım sonra kafam kaşındı saç mantarı olur muyum ?
ikotik vajinit) Vajinal mantar enfeksiyonları ilk kez 1849 yılında gebe bir kadında tanımlanmıştır. Erişkin kadınların yaklaşık %75′i yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez mantar enfeksiyonu geçirirler
Çoğu kez gebelik, antibiyotik kullanımı gibi nedenlerle ortaya çıkan bu durum tedaviye kolay cevap verir. Ancak kronik vajinal mantar enfeksiyonu hem cinsel hem de psikolojik sorunlara yol açabilir. Vajinal mantar enfeksiyonlarına yol açan mikroorganizmalardan en sık görüleni Candida Albikans adı verilen bir maya hücresidir. Vakaların %67-95′inde bu mantar hücresi sorumlu olarak bulunduğundan, vajinal mantar enfeksiyonları genelde vajinal kandidiyazis şeklinde tanımlanır.
Candida Albikansın vajinada zaten normalde bulunan bir organizma mı olduğu yoksa belirti vermeyen kadınlarda saptandığında mutlaka tedavi edilmesi gereken bir patojen mi olduğu günümüzde dahi açıklığa kavuşturulamamış bir sorudur. Erkek semeninde üretilemediği için cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilemez.Ancak yapılan araştırmalarda eşlerin benzer tipte mantar hücresi taşıdıkları saptandığı için pekçok hekim tedavide eş tedavisi de uygulamayı uygun görmektedir.
Vajinal mantar enfeksiyonuna neden olan candida albikans hifleri
NASIL BULAŞIR
Vajinal mantar enfeksiyonunda üreyen mikroorganizmalar genellikle başkasından bulaşmaz. Kişinin zaten kendi vajinasında bulunan maya hücreleri çeşitli nedenler ile aktif hale gelip enfeksiyon yaratmaktadırlar. Dolayısı ile havuzdan vb. bulaşma söz konusu değildir. Çok nadiren cinsel ilişki ile bulaşabilir. Ancak bir kadında mantar enfeksiyonu olması mutlaka cinsel ilişki ile bulaştığı anlamına gelmez. Hayatında hiç cinsel ilişkide bulunmamış bakire kızlarda hatta küçük çocuklarda bile mantar enfeksiyonu olabilir.
RİSK FAKTÖRLERİ
Vajinada belirti vermeden bulunan kandidalar çeşitli faktörlerin etkisi ile aktif hale geçerler ve klasik belirtiler ortaya çıkar. Ancak önemli bir gerçek de vakaların %50′sinde bu tür bir faktör olmadan hastalığın ortaya çıktığıdır.Vajinal mantar enfeksiyonlarını tetikleyen faktörler şunlardır:
Antibiyotikler: Geniş spekrtumlu olarak tabir edilen güçlü antibiyotikler vajinanın normal pH dengesini bozarak mantar enfeksiyonu için uygun ortam hazırlarlar. Vajinitte en sık etkili olan antibiyotikler tetrasiklin ve penisilin grubu ilaçlardır.
Gebelik: Özellikle gbeliğin son 3 ayında hücresel bağışıklığın azalması ile kandida gelişimi kolaylaşır. Yine gebelikte vajinada glikojen adı verilen maddenin artışı da bu olayı hızlandır. Vajinada glikojenin artmasına ise kanda östrojen ve progesteron miktarının yükselmesi neden olur.
Şeker Hastalığı: Kan şeker düzeylerinin dengesiz seyrettiği kontrolsüz diabette idrar ve vajinal salgılarda şeker düzeyleri artar, bu da mantar için uygun bir ortam hazırlar.
İmmunosupresyon: Bağışıklık sisteminin baskılanması demektir. İlaçlar ya da sistemik hastalıklar sonucu hücresel bağışıklık sisteminin baskılanması kandidiazisi hızlandırır.
Doğum Kontrol hapları: Eski tipte yüksek doz oral kontraseptiflerin vajinal kandidiasiz için uygun zemin hazırladığı ileri sürülse de günümüzdeki düşük doz ilaçlar ile bu görüş geçerliliğini yitirmiştir.
Rahim içi araç (spiral): Etkisi tam olarak bilinmemektedir. Ancak kandidiazis için predispozan faktör olduğu ileri sürülmektedir.
Hormon kullanımı: Östrojen ve progesteron içeren ilaçların alımı kandidiazis görülme oranını arttırır.
Naylon giysiler: Özellikle kilolu kadınlarda giyilen naylon giysiler ve çamaşırlar bölgede sıcaklık ve nem artışına neden olurlar. Bu durum mantar hücreleri için altın değerinde bir fırsattır. Gelişen enfeksiyon tekrarlama ve kronikleşme eğilimindedir.
Lokal allerjenler: Renkli tuvalet kağıtları, parfümler, yüzme havuzundaki ilaçlar, tampon ve pedler alerjiye neden olabilirler. Alerjik zemin üzerinde ise daha sonra mantar enfeksiyonu gelişebilir.
Metabolik hastalıklar: Tiroid hormonu bozukluğu gibi hastalıklar kandidiazis için uygun zemin hazırlar
Şişmanlık
Kronik servisit
Radyasyon
BELİRTİLERİ
Vajinal mantar enfeksiyonunun en önemli ve en sık görülen belirtisi kaşıntıdır. Bu kaşıntı geceleri şiddetlenir ve sıcak etkisi ile artar.
Hastaların çoğunda dış genital organlarda yanma vardır. Özellikle idrar yaparken, idrarın değdiği bölgelerde şiddetli yanma hissi olur.
Bazı hastalarda cinsel ilişki esnasında ağrı olabilir.
Vajinal kandidiazisde akıntı her zaman olmaz. Eğer mevcut ise bu akıntı beyaz renkli ve içerisinde süt ya da peynir kesiği şeklinde tanımlanan ya da kireç benzeri olarak nitelendirilen parçacıklar bulunur.
Akıntıda kötü koku görülmez. Kokunun olması kandidiazise eşlik eden ikinci bir enfeksiyonun varlığını akla getirmelidir.
Vulva ve vajinada kızarıklık ve şişlik olabilir. Vajina duvarında mantar plakları bulunabilir.Bunların görülmesi kandidiazis için tipiktir. Kaşımaya bağlı olarak vulva derisinde soyulmalar ve küçük kanamalar olabilir.
TANI
Vajinal mantar enfeksiyonlarının tanısı güç değildir. Genelde muayene esnasında hastanın şikayetleri ve muayene bulgularının birarada değerlendirilmesi ilave bir laboratuvar tetkikine gerek kalmadan tanı koydurur. Vajinal kandidiazisde kültür almanın rolü yoktur. Bunun yerine alınan akıntı örneğinin potasyum hidroksil ile muamele edildikten sonra mikroskop altında incelenmesi ve tipik mantar psödohiflerinin görülmesi tanıyı kesinleştirir.
TEDAVİ
Vajinal mantar enfeksiyonlarının tedavisi hem çok kolay hem de zordur. Tedavi ile akut şikayetler büyük ölçüde giderilir. Ancak hastaların %5-25′inde hastalık daha sonra tekrarlar. 1 yıl içinde en az 4 defa kandidazis atağı geçirilir ise bu durumda tekrarlayan enfeksiyonladan söz edilmektedir. Bu yeniden atakların nedeni mantar mayalarının vajinadaki sağlam dokuların içine girerek derinlere kadar ilerlemesi ve burada sessiz kalmaları ve ilaçlardan da etkilenmemesi olarak açıklanmaktadır.
Vajina hücreleri sürekli bir yenilenme içinde bulunduğundan üstteki hücreler dökülüp alttaki hücreler yüzeye çıktıkça bu mayalarda yüzeye yaklaşmakta ve uygun ortam bulduğunda yeniden enfeksiyona neden olmaktadır. Bu duruma invazif kandidiyazis adı verilir. İnvazif kandidiazisin önlenmesinde predispozan faktörlerin ortadan kaldırılması şarttır.
Tedavide hem sistemik hem de lokal ilaçların kullanılması gereklidir. Lokal ilaçlar hem vajinal ovül (fitil) hem de krem şeklinde olabilir. Tekrarlayan enfeksiyonlarda ise bazı yazarlar eş tedavisi gerektiğini düşünmektedirler. Kronik bir enfeksiyon yoksa eş tedavisi gerekli değildir.
Ağızdan alınan sistemik tedavide tek günlükten 1 haftalığa kadar tedavi protokolleri ve ilaçlar mevcuttur. Aynı durum vajinal ovüller için de geçerlidir.
Tedavi esnasında naylon giysiler giyilmemesi, çamaşırların pamuklu olması, kaynatarak yıkanması ve buharlı ütü ile ütülenmesi, dar giysilerden kaçınılması, vajinanın su ile yıkanmaması bunun yerine nötr pH derecelerine sahip ve bu amaçla üretilmiş sıvı sabunların kullanılması tedaviyi kolaylaştırır.
ajinal Mantar Enfeksiyonu Nedir?
Vajinal mantar enfeksiyonu hemen hemen her kadının hayatında en az bir kere karşılaştığı yaygın bir hastalıktır. Kadınların % 80’lik kısmı yaşam süresince en az bir kez vajinal mantar enfeksiyonu geçirirler.
Mantar hastalığı nasıl bulaşır?
Mantar enfeksiyonu genellikle başka bir yerden bulaşmaz. Kadının kendi bünyeinde normalde bulunan mantar hücreleri çeşitli sebeplerle vücut direnci düştüğünde çoğalıp aktif hale gelerek vajinit, vajina enfeksiyonu oluştururlar. Mantar hastalığı çok nadiren cinsel temasla geçebilmektedir. Havuz, deniz, tuvalet veya başkasının kullandığı eşyalardan, havlulardan da bulaşması nadiren de olsa olabilmektedir. Antibiyotik kullanımı sonrası, stres yada yorgunlukla direncin düşmesiyle ortaya çıkan fırsatçı bir enfeksiyondur.
Vajinal mantar enfeksiyonunun belirtileri nelerdir?
Vajinal mantar hastalığının en önemli ve en sık görülen belirtisi özellikle geceleri artan ve huzursuzluk veren vajinal kaşıntı dır. Bu kaşıntı özellikle sıcak etkisi ile artar. Hastaların çoğunda vajinada yanma vardır. İdrar yaparken, idrarın değdiği bölgelerde şiddetli yanma hissi olur ve o bölge hızlı şekilde kızarır. Bazı hastalarda cinsel ilişki esnasında ağrı ve ilişkide haznede yanma olabilir. Ağrıdan dolayı kadınlar cinsel ilişkiden kaçınırlar.
Vajinal mantar hastalığında normalden farklı, kokusuz, zaman zaman kalın ve kütleler halinde, bazen beyaz ya da gri renkte, sulu akıntı olmaktadır. Fakat akıntının olması her zaman bir kural değildir ve her zaman vajinal akıntı olmayabilir. Eğer vajinal akıntı mevcut ise bu akıntı beyaz renkli ve içerisinde süt ya da peynir kesiği şeklinde akıntı dır. Akıntıda kötü koku görülmez hatta kokusuzdur.Kokunun olması kandidiazise eşlik eden ikinci bir enfeksiyonun varlığını akla getirmelidir. Buna mikst enfeksiyon denir ve genellikle trikomonas eşlik etmektedir.
Akıntının yanında vajinal mantar da vulva ve vajinada kızarıklık ve şişlik de olabilir. Vajina duvarında mantar plakları bulunabilir. Bunların görülmesi tipiktir. Kaşımaya bağlı olarak deride sıklıkla soyulmalar ve küçük kanamalar da olabilir. Vajinal mantar hastalığı fotoğrafları
Vajinal mantar tanısı nasıl konur?
Yapılan bir jinekolojik muayene yeterli olmaktadır. Bazen alınan smear testinde hastanın belirgin bir şikayeti olmamasına rağmen mantar hücreleri görülebilmektedir.
Vaginal mantarı kolaylaştıran ve arttıran faktörler nelerdir ?
Ø Geniş spektrumlu antibiyotikler;r.
Ø Şeker hastalığı;
Ø Gebelik;
Ø Bağışıklık siteminin bozulması
Ø Doğum kontrol hapları
Ø Spiral
Ø Naylon iç çamaşırları kullanımı
Ø Devamlı hijyenik ped kullanımı;
Ø Genital organ parfümleri,bazı tuvalet kağıtları,parfümlü prezervatifler ve tampon kullanımı
Ø Şişmanlık
Ø Rahim ağzı yaraları varlığı
Vajinal Mantar Tedavisi Nasıl Yapılır?
Vajinal mantar hastalığının tedavisi hem çok kolay, hem de zordur. Tedavi ile birkaç gün içinde tüm şikayetler geriler. Hastaların % 5-25’lik kısmında hastalık ileri dönemlerde tekrarlayabilir ve kronik mantar oluşabilir ve bu şekilde mantar hastalığı kolaylıkla tekrarlar. Mantarın vajinadaki sağlam dokuda derinlere ilerlemesi ve sessiz kalarak ilaçlardan da etkilenmemesi buna neden olabilir.
Mantar tedavisinde hem sistemik, hem de lokal etkili ilaçlar kullanılır. Vajinal fitil ve kremler, ağızdan alınan antifungal ajanlar (mantar ilaçları) uygun doz ve sürede kullanılır. Tekrarlayan enfeksiyonlarda eş tedavisi de önerilir ve eşe de mantar ilacı verilir.
ideal göğüs ölçüleri

ideal ve iri dik meme göğüs ölçüleri.Büyük Memeler iste Türk kadininin ideal göğüs ölçüleri son zamanda bir kac cm.büyüdü.
Türk kadınının göğüs ölçüsü 10 yılda 13 santim büyüdü. Yeni İnci Başkan Yardımcısı Atakan “2001’de talep 97 santim göğsü olanların giydiği 85 B’deydi. Ama artık 110 santimlik 95 D’de” dedi
1964 yılından bu yana iç çamaşırı üretimi yapan Yeni İnci’nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Furkan Atakan 2001 yılında sektörde en fazla satılan sutyen bedeni 85 B iken bunun 2011’de 95 C-D ölçüsüne çıktığını söyledi. 85 B giyen bir kadının göğüs ölçüsü 97 santim olurken 95 D’de bunun 110 santimi bulduğunu ifade eden Atakan, “Talebe bakıldığında Türk kadınının göğüs ortalamasının 10 yılda 13 santim büyüdüğünü görüyoruz. Bu da daha çok kilo alımından ve sağlıksız beslenmeden kaynaklanıyor. Arap kadınının göğsündeki büyüme ise Türklerden daha çok” diye konuştu. 2000’li yıllara kadar sırt değil, direkt göğüs büyüklüğünün göstergesi olan kalıplar içinde B cup dışında yerli üretim yapılmadığını dile getiren Atakan, “Üretici talebe göre üretim yapar. Biz artık DD cup bile üretiyoruz. 2000’li yılların başında B Cup satışlarımızdan yüzde 80 pay alırken, şimdi C ve D cup satışlarının payı yüzde 60’ı geçti. Ölçüler yıllar içinde büyümeye devam ediyor” diye konuştu.
YÜZDE 10 EROTİK
Birkaç yıl öncesine kadar kadınların sutyen ölçüsünü çok daha az bildiğini ifade eden Atakan şöyle devam etti: “Kadına çamaşır bedeni sorulduğunda elbise bedenini söylerdi. Hâlâ benzer durumlar yaşanıyor. Ama bilinç arttı. Satışların yüzde 60’ı pamuklu kumaşlardan geliyor. İkinci sırayı ise dantelli çamaşırlar alıyor. Kombinezon, jartiyerli set gibi daha erotik çamaşırların oranı ise yüzde 10’da kalıyor. Erotik çamaşırlarda satış büyükşehirlerde daha fazla. Anadolu’da ise ilgi ağırlıklı olarak Doğu illerinden geliyor. Doğu’dan özellikle internet üzerinden sipariş alıyoruz.” 2 bin noktada ürünleri bulunan Yeni İnci Maddam markasıyla perakendeye de girdi. Atakan, “Şu an 4 mağazamız var. 3 senede 25 mağaza olacağız. Üretimimizin yüzde 30’u ihracat yüzde 70’i iç pazara yönelik. Bunu yüzde 50-50 yapmak istiyoruz. Arap ülkelerinden ilgi çok büyük” dedi.
PREZERVATİF CEPLİ BOXER 30 BİN SATTI
4 milyon dolar yatırımla Bayrampaşa’da eski bir fabrika satın alan Yeni İnci burada şimdi mayo üretimine de başlamayı planlıyor. Erkekler için de inovatif ürünler geliştirip olumlu tepkiler aldığını dile getiren Atakan şöyle devam etti: “Örneğin erkekler için 3 yıl önce satmaya başladığımız prezervatif cepli boxer var. Bu öyle çok talep gördü ki. 30 bin adede yakın satış gerçekleştirdik. Şimdi yine erkeklere yönelik bu tarz ürünlere de yoğunlaşıyoruz. Örneğin korseli boxer çıkarttık. Yüksek belli bu boxer’ın en büyük özelliği karnı toplaması. Türk erkeğin en büyük sorununun göbek olduğunu biliyoruz. Bu korse ile iki bedene kadar incelme sağladığımızı iddia ediyoruz. İlgiden de gayet memnunuz.”
Antalya Masöz Resimleri
11 November 2011 Yazan admin
Kategori Cilt Bakımı


Antalya Masöz ilanlari,Antalya masöj,masöj,masözler,antalya bayan resimleri,antalya masöz ilan,antalya masöj resimleri.
Antalya Fantazili Masöz Salonlari
ANNE ÇOCUK SAĞLIĞI VE AİLE PLANLAMASI
07 November 2011 Yazan admin
Kategori Kadin Saglik

Türkiye’nin en büyük Sorun ve nedenlerinden birtaneside bilincsiz bir sekilde aile planlamasinin önüne gecilememesidir.
Bunun etken ve nedenlerini makale yazari olan bir saglikci arkadasimizin kendi fikir ve görüsleriyle yazip oldugu bir makale haber yaziyi sizlerle paylasacam.
ANNE-ÇOCUK SAĞLIĞI VE AİLE PLANLAMASI
Anne ve çocuk sağlığı ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli etkenlerden birisidir. Anne ve bebeğin sağlıklı olması demek sağlıklı bir nesil demektir. Çok çocuklu toplumlarda kişi sayısına düşen gelir azalacağından çocukların beslenme, fiziksel ve ruhsal gereksinimleri karşılanamaz. Çocuk yeterli besini alamadığından her türlü hastalıklara açık olur. Özellikle barsak hastalıkları bu tarz çocuklarda yaygındır. İshal en önemli bebek ölüm sebebidir. Sağlıklı beslenemeyen çocuklar ishale çok yatkındır. ORS (oral rehidrasyon sıvısı) ile çok basit bir şekilde tedavi edilebilirken ebeveynlerin bilgi ve eğitimsizliği sonucu önlenmesi mümkün olan dehidrasyon önlenememekte ve çocuk kaybının en önemli hastalığını oluşturmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenen çocuk bağışıklığı yüksek olan çocuktur.
Annenin 2 yıldan az sıklıkla doğum yapması anne-çocuk sağlığını olumsuz etkileyen bir başka durumdur. Bir doğumdan diğer doğuma kadar olan süreçte anne rahminin toparlanması 2 yılı bulmaktadır. O yüzden iki gebelik arasında en az 2 yıl ara olması gerekir. Gelişmekte olan ülkelerin kırsal kesimlerinde ve gelişmemiş ülkelerde bu ara 2 yıldan az olmaktadır. Anne rahmi toparlanamadığından erken doğumlar, düşükler, hastalıklı doğumlar, annenin doğum esnasında kaybedilmesi, doğum esnasında ciddi komplikasyonlara yol açmaktadır.
Ekonomik faktörler de Anne-çocuk sağlığını etkileyen etkenlerden biridir. Bir çocuğun bir günde alması gereken besinleri bellidir. Ekonomik düzeyi düşük olan toplumlarda ve özellikle çok çocuklu ailelerde gelir düşüklüğünden kaynaklanan besin düzensizliği görülmektedir. Özellikle çok çocuklu ailelerde bir çocuğun alması gereken günlük besin ekonomik yetersizlikten dolayı genellikle 2 yada 3 çocuğa bölüştürülerek verilmektedir. Bu da çocuk ölümleri açısından ciddi bir durum yaratmaktadır.
Annenin eğitimsiz olması çocuk ölümlerine yol açabilen bir başka sorundur. Annenin doğum öncesi ve sonrası kişisel ve çocuk bakımını bilmemesi çocukta ve annede ölüme kadar götürebilecek ciddi hastalıklara yol açabilmektedir.
Bunlardan yola çıkarsak annenin ve bebeğin sağlıklı olması, ülkelerin sağlık düzeyinin gelişmişliğini gösteren en önemli etkendir. Sağlıklı çocuk sağlıklı bir toplumdur. Anne ve çocuğun sağlıklı olabilmesinde en önemli etkenlerden birisi aile planlamasıdır.
Aile Planlaması: İstenildiği zaman ve istenildiği sayıda çocuk sahibi olabilmektir. Gelişmemiş ülkelerde ve gelişmekte olan ülkelerin kırsal kesimlerinde “kazayla oldu” diye tabir edilen durumun önlenmesi açısından ve her ailenin yapabildiği kadar değil bakabildiği kadar çocuk sahibi olması açısından aile planlamasının önemi tartışılmayacak kadar büyüktür. Aile planlaması anne-çocuk sağlığını korumakta ve geliştirmekte, ölümlerin azaltılmasında en önemli yöntemlerden bir tanesidir. Günümüzde aile planlamasına oldukça önem verilmektedir. Sağlık ocakları, hastaneler bu konuda annelere oldukça iyi hizmet verebilmektedir. Kondom ve haplar sağlık ocaklarında ücretsiz dağıtılmakta, aile planlaması hakkında anneye eğitim verilmektedir.
Aile planlamasının anne ve çocuk üzerindeki olumlu etkisi çoktur. Sık ve çok doğumları önler, sık ve çok doğuma bağlı kadın hastalıklarını önler, hamilelik süresince annede oluşabilecek anemiyi engeller, düşük ve erken doğumları önler anne ölümlerini azaltır.
Çocuk açısından düşünecek olursak; erken doğmuş çocuk sayısı azalır, sağlıklı çocuklar çoğalır, bebekler az hastalanır. Anneler bilinçli olacağı için önlenebilir hastalıkların tedavisi erken yapılır ve çocuk ölümleri büyük oranda azalır. Bebekler istenilen bebekler olacağı için aileden yeterince ilgi ve sevgi görür ve ruhsal açıdan da sağlıklı bir birey olarak yetişir. Çocukların ekonomik ihtiyaçları daha iyi karşılanır ve eğitim, gıda imkânlarından daha çok faydalanır.
Sonuç olarak aile planlaması bir toplumu kalkındırmada en önemli yöntemdir. Sağlıklı anne-çocuk sağlıklı, mutlu ve gelişen bir toplum demektir.
Makale Haber Yazari icin cilginn adli üyemize tesekkür ederiz.














