Ben Kimmiyim Şiir Köşesi
27 April 2012 Yazan HayaL
Kategori Kahve Molasi
Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim, ya da asla birini severken karşılığını beklemedim..
Dostluğuma değer biçmedim, sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim….
Sevdiysem sonuna kadar gittim, bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim….
Bazen çok kırıldım, bazen belkide kırdım. Ama hata insana mahsustur dedim. Affettim, af diledim….
Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim.
Onlar belki beni saflıkla yargıladılar, belkide içten içe sinsice güldüler.
Ama asıl unuttukları şuydu….
Ben aldanmadım. Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar….
Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için…. Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için….
Oysa ben hiç insan kaybetmedim….
Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar….
Ben Kimmiyim…???
Duymasını bilene SES….çekmesini bilene NEFES…gitmesini bilene HEDEFİM…
Değerimi bilene SEDEF….yaşamasını bilene YÜREK….sulamasını bilene ÇİÇEK…
Yüreğini sunmasını bilene KIYMET…savaşmasını bilene ZAFERİM…
Ben yürekliyim yüreğimin karşılığında YÜREK isterim…
Şımarırım ama Şımartmam..
Şüpheciyim ama Kuruntu yapmam…Kendimle çelişebilirim ama Kafama Takmam..Latife Yaparım ama Kırmam…
Ciddiye alırım ama Kapılmam…Huzur veririm ama Söz vermem…Sahip olurum ama Ait olmam…
BEN FARKLIYIM VE BUNUN FARKINDAYIM…
Adımlarımda kim ne der diye düşünmem basit kişilerle polemie girmem, dünyada kimse üzülsün istemem
Bazı şeyleri aslaa affedemem, geçmişine takılıp dert etmem
Yaşanmışlıkları kolay silemem, acıyı tanıdığım için kimseye çektirmem
Cesaretsizliği gurur la örtmem, yalan ve taktiklerle uğraşanları sevmem
Dostlarıma laf ettirmem tutkularım var vazgeçemem gidiyorsan eğer çok özlesem bile dön demem
Artık kimseye kolay kolay güvenemem…
Ben , benden oLgun insan isterim karşımda , benden dürüst !
En ufak daLgada arkasını dönmeycek kadar oLgun … Arkamı döndügümde sırtımdan vurmayacak kadar GüveniLir…
Bir o kadarda cesaretLi oLmaLı , yağmurda ısLanıp fırtından kaçmamaLı , Ayagı taşa takıLnca kayadan korkmamaLı.. ‹‹
İşine GeLince sevip Zoru Görünce bırakmamaLı…
ha güvenmedikçe de sevmem.. belki sandığın kadar ukala,belkide tahmin edemiyeceğin KADAR MÜTEVAZİYİM
Bazen çook severim ama söylemem YADA SÖYLEYEMEM..
Biraz saklıyım,bazen yasaklıyım…
Kimseyi örnek almam…Kimseye örnek olmam…Arkama bakmam…
asla’DEMEM’keşke’leri sevmem!
eleştiri dinlemem nasihat dinlerim…!!!
Ben bir çileyim şimdi, Gönlündeysem yakan dünyandaysam isyan..
KELİMELERLE ANLATILMAZ, KARŞINDAKİNİ ANLAMAK İSTEDİĞİN GİBİ ANLARSIN!
Okul Karnesi asla Yasam Karnesi degildir
24 März 2012 Yazan admin
Kategori Kahve Molasi
Hayattan alinti kücük bir Hikaye, Hayattan gercek Hikayeler, Gercek Hayattan Hikayeler.
İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci ile 600 bine yakın öğretmen 19 Haziran 2010 Cuma günü tatile girdiler.
Sevinçle karnesini bekleyip içinde başarısını görenler mutlu, düşük notu olup ta çalışmadığını bilenlerse hüzünle aldı.
Cuma günü karnelerini alan çocuklarımız sevinçlerini hüzünlerini aileleriyle paylaştı.
Yavrularımız bu üç aylık tatili dinlenerek, okuyarak, eğlenerek, belki de ailesine katkı olup çalışarak değerlendirecek.
Anne baba olarak; varımızı yoğumuzu verdiğimiz yavrularımızın, emeğimizin karşılığında eğitiminde başarı göstermesi elbette ki bizi mutlu eder. Evde bayram havası olur. Çocuk ailesine kendini kanıtlamanın mutluluğunu yaşar, ebeveynde çocuğunun ona sağladığı gururu.Bazen de her şey yolunda gitmeyebilir.
Geleceğimiz gördüğümüz yavrularımızın başarılı olması, o karnedeki notlarla sınırlı değildir.
İki yıl birlikte Türkiye Çocuk Evleri Vakfın da “Ana-baba ve Evlilik Okulu“ Projelerimizle çalışma onuruna eriştiğim; değerli hocam psikolog Suna Tanaltay bu konuda velileri nasıl bilinçlendiriyor;
“Bozuk karne gelebilir. Okul karnesi asla yaşam karnesi değildir Anne babaların çocuklarını koşulsuz sevmeleri gerekir. Aile çocuğuna `Seni karnen ve güzel notların için değil, seni sen olduğun için seviyor ve değer veriyorum. Sen kötü karne getirsen de bizim bir tanemizsin.` Demelidir.
Bir karne uğruna çocuğun ruh sağlığı, hatta yaşamı paramparça edilemez. Karne, bir başarı ya da başarısızlık düzeyinin saptanmasıdır.
Eğitimde ödülün cezadan daha iyi sonuçlar verdiği kanıtlanmıştır. Ödül her zaman çocuğu başarmaya teşvik eder.
Tanaltay bu konuda da şöyle devam ediyor;
“`Aferin` çok güzel bir ödüldür ama hemen onun yanı sıra, önemli bir başarıdan sonra istediği bir şeyi armağan etmek de çok yararlıdır.
Çocukta ki başarısızlığı tamamen çocuğa yüklemekte doğru değildir.
Öğretme-öğrenme sürecine ilişkin olarak okul başarısını arttıran faktörler üzerinde yapılan araştırmalar, okul başarısı üzerinde okul-aile dayanışmasının önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Akademik başarısı düşük, sınıfta kalma riski taşıyan öğrencileri diğer öğrencilerden ayıran en önemli etken, anne-baba desteği ve ilgisizlik ten yoksunluk, anne-baba da katılık, tutarsızlık, geçimsizlik okuldaki başarısızlığın en önemli etkeni olmuştur.
Çocuklarının çalışkan, başarılı ve kendilerine güveni olmasını isteyen aileler şunlara dikkat etmelidirler;
* Çocuklarınızın yanlışlıkları ve rahatsızlıkları olabilir. Bunun için eleştirmeyin. O zaten kendi durumuna üzülür, sıkılır, içi daralır.
* Öğrencilere müfettiş gibi `Notların nasıl?`, `Kırığın var mı?` gibi sorular sormayın.
* Çocuğun zayıf olduğu derslere yardımcı olun, gerekiyorsa birlikte çalışın. Çocuğa kendiniz yardımcı olamıyorsanız ders almaya veya kursa göndermeye uğraşın.
*Evin koşulları çocuğun çalışması için uygun değilse, koşullar düzeltilmelidir.
*Kardeşler kesinlikle birbirleriyle mukayese edilmemeli, başarıları karşılaştırmamalı. Bu durum çocuğu başarıya götürmez, aksine zayıf getirmeye iter.
Tatil sürecinde çocuklarımızın dinlenmesini, iyi olmayan notları üzerine biraz yoğunlaşmasını tatlı dille onları motive ederek verebiliriz.
Kendimizi çocuklarımız yerine koyalım. Bir zamanlar büyüklerimizin bizlere yaptığı olumsuzlukları o anki yaşadığımız sıkıntıları düşünerek, bunu çocuklarımıza yapmayalım.
Unutmayalım ki okuyan, elinde sürekli kitap olan Anne/Baba en iyi örnektir.
Fransız Kadınlarının Güzellik Sırları
17 Juli 2011 Yazan Kimbilir
Kategori Cilt Bakımı, Güzellik ve Bakim, Kadinlar, Kahve Molasi, Magazin

Fransız Kadınları dünyada güzelliği ve zerafetiyle ünlüdür.Peki nedir onları bu kadar güzel ve zarif kılan?Sorunun cevabı Ann Morison’un yazısında.
New York Times gazetesinin Paris muhabiri Ann Morison zarafetleriyle ünlü Fransız kadınların nasıl güzel yaşlandığını araştırdı. İşte Morison’ın yazısından satır başları…
- Paris’te yaşadığım mahallede sık sık seke seke ilerleyen yaşlı bir kadın görüyorum. Etraftakileri hafif delice bir tebessümle selamlıyor. Kendi gibi olmaktan çok memnun olduğu her halinden belli bu kadına bakarken Fransız kadınlarının yaşlandıkça her şeyi unutup bir tek moda zevkleri ve giyim tarzlarını kaybetmediklerini düşünüyorum.
- Eğer gerçekten genç kalabilmenin bir sırrı varsa, bunu kesinlikle Fransız kadınlar biliyor. Juliette Binoche (46), Segolene Royal (56) ya da Catherine Deneuve (66) gibi kadınlar ‘zerafetle yaşlanabilme’ sırrını biliyor gibi…
- Fransız kadınlar vücut, saç ve ciltlerine adeta törensel bir alışkanlıkla bakıyorlar; yavaş yavaş ve keyifle. Onlar için her yaşta genç kendilerine bakmak, kışın kalın giyinmek kadar doğal bir alışkanlık. Sırlarını ise yalnızca kendi aralarında konuşuyorlar. Bir gün beraber akşam yemeği yerken üç torunu olan bir anneanneye nasıl genç kalabildiğini sorduğumda, “Bu konuları kocamın yanında asla konuşmam” diye yanıtladı.
1 KİLO BİLE ÖNEMLİ
- Fransız kadını tartıya çıktığında bir kilo bile aldığını görürse, o kiloyu eski haline getirene kadar önüne geleni ardına koymacaktır. Lesli Caron “Kilomun oynamasına asla izin vermem” diyor. Mireille Guiliano çok satılan kitabında “Fransız Kadınlar Şişmanlamıyor” demişti, mesele bu değil: Fransız kadınlar şişmanlamayı reddediyor.
- Aslında Fransız kadınlar çok fazla egzersiz de yapmıyor. Eşim ve ben Paris’e taşındığımızda spor salonu tavsiye etmelerini istediğimiz kişiler “Niye ki? Spor salonları bir çeşit işkence” diye yanıt vermişti. Fransızlar için tek zayıflama yöntemi yürümek. Eğer bir Fransız kadını yürümüyorsa mutlaka onun yerine bir hap, losyon, makina ya da tedavi aracılığıyla formda kalıyordur. Eczaneler diyet ilaçlarıyla dolup taşıyor. Bu ürünler kalça, basen, popo ve karın gibi bölgeleri eritmeye yarayacağını öne sürüyor. Paris metro istasyonlarında görülen bir reklama göre, bir kerelik kullanımla 120 mekiğin verdiği etkiyi veren bir kemer bile var.
Spa’yı devlete ödetiyorlar
- Fransız kadınlar ayrıca yüz maskesi, masaj ve ‘spa’ gibi yöntemlerle kırışıklık, selülit ve sarkık ciltlere karşı koyuyor. Su jetleri, yosun tedavisi, çamur banyosu gibi yöntemler de çok kullanılıyor. Kireçlenme rahatsızlığından dolayı doktorlarından spa reçetesi alıp bunun büyük kısımını devlete ödetecek kadar şanslı.
- Makyaja gelince genç kızlar dışında tüm Fransız kadınlar az makyajın daha makbul olduğu konusunda hemfikir. Kapatıcı gibi ürünler yerine allık sürmeyi tercih ediyor. Hep doğallığı tercih ediyorlar: Biraz far, rimel, biraz göz kalemi ve dudak parlatıcısı yeterli. Şüphesiz, doğal görünmenin en kolay yolu iyi bir cilde sahip olabilmek. Belki de Fransızların sırrı tam olarak bu. 2008’de yapılan bir araştırmaya göre Fransız kadınlar cilt bakımına yılda 2.2 milyar dolar harcıyorlar.
- Bazı Fransız kadınlar cilt bakımları için dermatolojistlere gidiyorlar çünkü çoğunlukla bu tedaviler sağlık sigortası tarafından karşılanıyor. Fakat cömert Fransız sistemi bile Botox, kaldırma, enjeksiyon gibi estetik ameliyatları karşılamıyor. Elbette bu, Fransız kadınları bu prosedürleri yaptırmaktan alıkoymuyor.
<
- Estetik cerrahlara göre Fransa’da estetik ameliyat kadının “doğal güzelliğini korumak” için yapılıyor. Ameliyatın başarılı olduğunun göstergesi, fark edilemeyecek kadar belirsiz yapılması.
- Fransız kadınlar saçlarını da her üç veya dört hafta bir kestiriyor ya da boyatıyor. Fransız kadınlar genellikle saçlarını soğuk suyla duruluyorlar.
Beş dakika daha Baba
01 April 2011 Yazan admin
Kategori Kahve Molasi
Bes dakika daha
Günesli bir gündü… Kadin parkta yaninda oturan adama, “Bakin, salincakta sallanan su kirmizi kazakli çocuk benim oglum” dedi…
Adam gülümseyerek, “Güzel bir oglunuz var” dedi, “Diger salincaktaki mavi kazakli çocuk da benim oglum”…
Sonra saatine bakti ve “Heyyy Todd… Sanirim artik gitme zamani” diye seslendi ogluna…
Çocuk salincakta yükselirken, “Bes dakika daha baba… Lütfen yalnizca bes dakika daha” diye karsilik verdi babasina…
Adam basini “peki” anlaminda sallayinca çocuk neseyle sallanmaya devam etti…
Dakikalar sonra adam ayaga kalkarak tekrar seslendi ogluna, “Todd… Artik gidelim mi, ne dersin?…”
Çocuk yine gitmeye isteksiz, “Ne olur baba, bes dakika daha… Lütfen, bes dakika daha” diye bagirdi babasina…
Adam “Tamam” deyince çocuk kahkahalar atarak sallanmaya devam etti…
Sonunda kadin dayanamadi ve sesinde gizli bir hayranlikla, “Ne kadar sabirli bir babasiniz” dedi…
Adam gülümsedi kadina, “Sabir degil yaptigim bayan” dedi;
“-Büyük oglum Tommy’yi geçen yil burada sarhos bir sürücünün çarpmasi sonucu kaybettim… Buraya yakin yolda bisiklet sürüyordu… Tommy’e hiç yeterince zaman ayirmamistim… Oysa simdi onunla bes dakika daha fazla birlikte olabilmek için herseyi yapardim… Todd’la ayni hatayi yapmayacagima söz verdim kendi kendime…
O her, ‘Bes dakika daha baba’ dedigi zaman, oyun oynamak için bes dakika daha kazandigini düsünüyor… Oysa isin gerçegi ne biliyor musunuz?… Ben onu oyun oynarken bes dakika daha fazla izleyebiliyorum.. Asil kazanan benim…”
Uçan ayakkabı Hikayeler
01 April 2011 Yazan admin
Kategori Kahve Molasi
Ucan Ayyakkabi
Delikanli, ayakkabi fabrikasinda bölüm sefi olmus ve ayligina yüklü bir zam yapildigi için, evlilik hazirliklarinda bulunmak üzere yeni bir daireye tasinmisti. Iki aydir burada oturmasina ve bazi günler defalarca içeri girip çikmasina ragmen, komsular onu görmezden gelmisti. Ama zemin katta rastladigi çocuk farkliydi. Delikanli, evden her çikisinda onu ayni pencerede buluyor ve gülümseyen gözlerle el sallayan çocuga, avuç dolusu öpücükler gönderiyordu.
Ilkbahar geldiginde, delikanli o güne kadar hep bugulu bir cam arkasindan görebildigi küçük arkadasiyla sohbet etme imkani buldu. Artik havalar isindigi için pencereler açilmis ve evler çiçek kokusuyla dolmustu. Anlattigina göre, küçük çocuk annesiyle birlikte yasiyordu. Almanya’da çalistigi söylenen babasi da, bir gün mutlaka dönecekti.
Delikanli, yaklasan bayram için çocuga bir hediye vermek istediginde, ona hangi tür ayakkabilardan hoslandigini sordu. Çocuk böyle bir hediye beklemiyordu. Gözlerini uzaklara çevirip:
Uçan ayakkabilardan isterim!. dedi. Diledigim yerlere uçmaliyim onlarla.
Delikanliya göre, çocugun bir hayal dünyasinda yasadigi kesindi. Ama bütün küçükler hep böyleydi. Ayak üstü yaptigi sohbetlerde, o tür ayakkabilarin sadece filmlerde olabilecegini söylediyse de, çocuk bu istediginden vazgeçmedi.
Bayram günü geldiginde, delikanli birkaç degisik ayakkabi alarak onu görmeye gitti. Küçük çocuk, gelenin kim oldugunu çok iyi biliyor ve hediyesine kavusmak için can atiyordu. Kapiyi büyük bir heyecanla açarak onu karsiladi ve tekerlekli iskemle üzerindeki felçli vücudunu dik tutmaya çalisarak:
Uçan ayakkabilarindan isteyip sizi masrafa soktugum için özür dilerim!. diye gülümsedi. Ama babama, baska türlü kavusmam mümkün degil ki!.
Bebek nasıl yapılır sorduk Çocuk
01 April 2011 Yazan admin
Kategori Kahve Molasi
Cocuk deyip gecmeyin Cocuklarin Hayalgücü cok kuvvetlidir.
Bir kacina Cocuk nasil yapilir diye soruldugunda bakin nasil cevablar verildi.
Bizim Miniklere bakin nelerde bilirmisler:)
“Bebek nasil yapilir?” diye miniklere sormuslar, onlar da bakin ne cevaplar vermis:
- “Bebek yapmak için anne bir yumurtanin üzerine yatar sonra baba gelip yumurtayi kirar”
(Abby, 6 yasinda)
- “Ben asla bebek yapmicam.. Babam dedi ki bebek beklerken kadinlar her gün biraz daha hasta ve manyak oluyomus”
(Marie-Ann, 9 yasinda)
- “Bir kadinla bir erkek yataga girdikleri zaman, ikisinden birinin bebegi olacak demektir”
(Paul, 6 yasinda)
- “Bebek annemizin içinden çikar, doktor da onun poposuna vurur çünkü bebek doktoru isirmistir”
(Edward, 6 yasinda)
- “Bebek yapmak için, bunu önemsemeyen biriyle olmak gerekir”
(Shelley, 7 yasinda)
- “Karsimizdaki evdeki adamin karninda bebek var ama bi türlü disari çikamiyor”
(Alistair, 9 yasinda)
- “Bebek yapmak için önce asik olursun, evlenirsin.. veya bunlara gerek de yok aslinda..”
(Peter, 9 yasinda)
- “Bebek yapmak için uygun zamani kollamak lazim, evde misafir olmamasi lazim”
(Lyn, 9 yasinda)
- “Ben nasil yapildigini biliyorum ama hiç yapmadim”
(Francis, 7 yasinda)
- “Kediyseniz bebek yapmaniz daha kolaydir”
(Paulette, 6 yasinda)

















