chat, chat siteleri
Chat, Chat Sitesi, Chat Siteleri Sohbet

ŞAHMARANIN HAYATI Ve Hikayesi


Şahmaran efsanesi

Efsaneye göre Şahmaran yüzlerce yıl önce Tarsus’ta yaşayan yılan vücutlu kadın başlı bir kahraman. Bahçesinde insanoğlunu cezbedecek her türlü yiyecek ve ziynet eşyası bulunan Şahmaran kimsenin bilmediği bir yerde insanoğlundan uzakta yerin altında yaşamış, ta ki insanoğlu Camsab tarafından bulunana kadar.

Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab bir gün ormanda bir kuyu dolusu bal bulmuş. Balı çıkarmak üzere kuyuya inen Camsab’ı, bütün balı yukarı çeken arkadaşları aç gözlülükleri yüzünden kuyuda bırakmış. Yalnız başına feryat eden Camsab tam da ümidini kesmişken topraktan iğne deliği büyüklüğünde ışık sızdığını farketmiş. Cebindeki bıçak ile ışığın geldiği deliği büyüten Camsab, ömründe görmediği kadar güzel bir bahçeye girmiş. Bu bahçede dünyada eşi benzeri olmayan çiçekler, ortasında bir havuz ve çevresinde oturaklar ile bir yığın yılan bulunuyormuş. Havuzun başındaki taht üzerinde insan başlı, süt beyaz vücutlu bir yılan Camsab’a kendi diliyle hitap etmiş; ‚Hoşgeldin insanoğlu, çevrendekilerden korkma sen bizim misafirimizsin‘

Şahmaran Camsab’a türlü türlü yiyecekler ikram edip kendi ülkesine nasıl ve neden geldiğini sormuş. Camsab hikayesini uzun uzun anlatmış… Camsab’ı dinleyen Şahmaran başını sallayıp ‚İnsanoğlu nankördür, hilekardır. Küçücük menfaatleri karşısında muazzam zararlarına razı olur‘ demiş.

Şahmaran’ın güvenini kazanan Camsab uzun yıllar bu bahçede yaşamış. Yıllar sonra bir gün Şahmaran’a yaklaşan Camsab, ailesini çok özlediğini söyleyip ‚Nolur beni aileme kavuştur‘ diye yalvarmış. Bunun üzerine Şahmaran kendisini salıvereceğini, ancak yerini kimseye söylemeyeceğine ve asla hamama girmeyeceğine dair söz vermesini istemiş. Çünkü Şahmaran’la karşılaşan her kim olursa hamama gittiğinde vücudu pullarla kaplanırmış. Şahmaran’a söz verip ailesine kavuşan Camsab uzun yıllar verdiği sözde durarak Şahmaran’ın yerini kimseye söylememiş ve hiç hamama gitmemiş.

Derken bir gün Camsab’ın yaşadığı ülkenin hükümdarı Keyhüsrev hastalanmış. Vezir, hastalığın çaresinin Şahmaran’ın etini yemek olduğunu söylemiş ve herkesin hamama getirilmesini istemiş. Önceleri direnen sonra zorla hamama gotürülen Camsab’ın vücudu hamama girince pullarla kaplanmış. Sonunda da yapılan işkenceye dayanamayarak canını kurtarmak için kuyuyu göstermiş. Hemen kuyunun başına gidilmiş ve Şahmaran dışarı çıkarılmış. Camsab’ı gören Şahmaran ‚İşte Camsab nihayet kanıma girdin. Ben insanoğluna itimat edilmeyeceğini biliyordum. Fakat ne çare ki yine aldandım‘ demiş. Ölüme giderken de Camsab’a ‚Beni toprak çanakta kaynatıp ilk suyumu sana içirecekler sakın içme zehirlidir. İkinci suyumu iç gövdemi de hükümdara yedir‘ demiş Şahmaran’ın söylediklerini harfiyen yerine getiren Camsab ilk suyu vezire içirip ikincisini kendisi içmiş. Etini de hükümdara yedirmiş. Vezir ölmüş hükümdar da kısa sürede iyileşip Camsab’ı veziri yapmış.

Efsaneye göre Şahmaran’ın öldürüldüğünü yılanlar bilmemekte. Tarsus’un Şahmaran’ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından basılacağı rivayet edilir

15 Responses »

  1. Mezopotamya’da bin yıldan beri anlatılır bu masal. Anadolu’da, Koçgiri’de bu masal geceleri genç yaşlı herkesin toplandığı köy odalarında bilge dervişlerin, gözleri deryalaşmış masal anlatıcılarının ağzında bal gibi düşer karanlık gecelerde.
    İnsanlığın en büyük utancıdır Şahmaran. En büyük utancıdır der bilge adam, nedenini öğrenmek istiyorsan dikkatlice bu hikayeyi dinleyeceksin ve dersini kendin çıkaracaksın.
    Yılanların şahıymış Şahmaran. Ama ondan sadece yılanlar değil doğadaki tüm canlılar çekinirmiş. İşin gerçeği ise, ondaki bu güç aslında kimseyi korkutmazmış, çünkü Şahmaran diğer hükümdarlar gibi kimseyi tehdit etmez, gücünü kimseye göstermezmiş. Gücünü bilgelikten alırmış Şahmaran. Kainatın tüm bilgisine hakimmiş. Hakikatın yolundaymış. Bu sayede tüm bildiklerini, özelliklerini, tüm hayvanların dilini, her taşın tarihini bilirmiş. Ama gerçek bilge olduğu için bilgisini kullanmaz, kendi gücüne güç katmaya çalışmazmış.

    Şahmaran en çok insanlardan kaçarmış, onların bencil arzularını iyi bilir bu sebeple bilgisini onlardan gizlermiş. Fakat Şahmaran insanlıktan uzak değilmiş, çünkü yarı insan yarı yılan görünümündeymiş. Yani ne tam insan ne tam yılan, yarı ateş yarı su. Yarı gece, yarı sabah gibi. Belden yukarısı şeytani denecek kadar büyüleyici güzel bir kadınmış. Başında boynuzları taç gibi görkemli kılıyormuş onu. Ama belden aşağısı ise yılanmış. Her birinin ucunda bir yılan başı olan tam oniki ayaklı güzel bir kadınmış Şahmaran. Bilge, güzel ve hikmet sahibi biriymiş yılanların taptıkları Şahmaran.

    Onun masalını dengbejler oniki gün oniki gecede ancak bitirirler. Bizim anlatacağımız bölüm sadece hikayenin sonu. Yani insanın masaldaki son ihaneti.

    Masalın sonuna kadar Şahmaran hem insanlardan kaçmış, hem de onları özlermiş. Tam bir yılan olmadığı için yılanların arasında da kendini yalnız hissediyormuş. Arada bir dertleşmek, insani duygularını insanla, insanoğluyla paylaşmak istiyormuş. Gel gelelim bin yıllar boyunca insandan sadece ihanetin binbir yüzü olduğunu görmüş. Her insan ona bencilce yaklaşmış, onun arkadaşlığından çok onlar için onun bilgisi değerliymiş. Ve insan için bilgi güç demekmiş. İnsanoğlu biliyormuş ki, Şahmaran’ın etinin suyu bilgeliğin belki de ölümsüzlüğün yolunu açacak.

    Şahmaran ise bin yıllardır kaçış halindeymiş. İnsanlar yüzünden ülkesini hep taşımak, sürekli izini kaybettirmek zorunda kalmış. Onun ölümü sadece insan elinden olabilirmiş. Eğer ona insan ona dokunmazsa kıyamete kadar yaşayabilirmiş. İşt böyle insanlardan ve aynı zamanda yılanlardan da kaçarak yaşamını sürdürürmüş Şahmaran.

    Bu zamanların birinde üç genç ormanda top oynuyormuş. Derken gençlerden topu yakalamaya çalışan Cansap’ın ayağı taşa takılmış ve oradaki kuyuya düşmüş. Arkadaşları Cansap’ı kuyudan çıkarmak için çok uğraşmışlar ve tüm çabaları sonuçsuz kalmış. Arkadaşlarını kurtaramadıkları için ailelerinden çok korkan gençler, olan biteni gizlemişler ve Cansap’ı hiç görmediklerini söylemişler. Ve o günden sonra ne kuyunun yanına, ne de ormana bir daha hiç gitmemişler. Aralarında Cansap’ın adını dahi anmaz olmuşlar.

    Ya Cansap ?

    Kuyuya düşen Cansap ise ölmemiş. Aşağı düştüğünde kendini yeni bir hayatın içinde bulmuş. Kuyudan aşağı çok yumuşak bir düşme olmuş ve düştüğü yer ise çayır çimenmiş. Önce öldüğünü ve cennete geldiğini sanmış. Her taraf bin bir çeşit meyve, kuş ve çiçekle doluymuş. Çevresine baktıkça gördüğü manzaradan büyüleniyormuş. Zamanla çevresindeki yılanları fark etmiş. Fark ettikçe de gözleri büyümeye devam etmiş. Boa, engerek, kobra, çıngıraklı, karayılan…. Her çeşitten onlarca, yüzlerce, binlerce yılan çevredeymiş.

    Korkunç bir çığlık atmış Cansap. Kendi çığlığından kendisi korkmuş ve susmuş. Çünkü yılanların tümü dile gelmiş ve konuşuyorlarmış.

    – “Korkma bizden, misafirimizsin burada, hoş geldin !”

    – “Biz insana düşman değiliz, insanlar bize düşman …”

    – “Bakma yerlerde süründüğümüze, bizim de yüreğimiz var. “

    – “Bize dokunmayana bizim zararımız olmaz.”

    – “Görünüşümüzden korkma, üzme bizi…”

    – “Şimdi bekle, seni Şahmaran’ın huzuruna çıkaracağız. İnsanlardan o kadar büyük zararlar gördük ki, buralarda saklanma nedenimiz sadece kendimizi korumaktır. İstemezdik burayı öğrenmeni, ama oldu bir kere, artık başımızın üzerinde yerin var.”

    Çok beklememiş Cansap ve kısa süre sonra karşıdan Şahmaran ağır ağır gelmeye başlamış. Şahmaran’ın güzelliğini gördükten sonra Cansap’n gözleri bir kez daha faltaşı gibi açılmış ve kamaşmaya başlamış. Şahmaran’ın kalbi de Cansap’ı gördükten sonra hızla atmaya başlamış. Duyguları ve bildikleri bir türlü barışmıyormuş. Sevinç ve üzüntü. Heyecan ve kararlılık. Tereddütler yaşamaya başlamış.

    Şahmaran da, Cansap’ın karşısına dikildiğinde bir deprem olmuş sanki içinde. Gövdesi kuyruğundan kopacakmış gibi hissetmiş. Bin yıllık yaşamında ilk kez böyle bir duyguya kapılmış Şahmaran. Sanki daha önceki bin yıllık yaşamı silinmiş. Göz göze gelmişler. Cansap özür dileyerek başlamış sözlerine. Arkadaşlarıyla kuyunun yanında oyun oynadıklarını, kuyuya düşüşünü, köyünü, annesini ve oraları şimdiden özlediğini anlatmış.

    – “Olmaz” demiş Şahmaran. “Bir daha insanlara güvenmeyeceğime dair olarak kesin yeminim var yılanlara” demiş.

    – “ Sakın israr etme !.. “

    Cansap’ın israrları fayda etmemiş. Yalvarmaları bir işe yaramamış. Şahmaran, ihanetle, firarlarla geçen yaşam öyküsünü anlatmaya başlamış Cansap’a. Her gün bir parçasını öğrenmiş genç adam. Uzun süre ne köyünü, ne arkadaşlarını anımsamamış. Öykü ilerledikçe Cansap daha da meraklanmış. Azar azar bin yıllık tarihi, sadece Şahmaran’ın değil, insanların da tarihini dinlemiş ve öğrenmiş.

    Gel gelelim gün gelmiş, Şahmaran’ın anlattığı hikaye sona ermiş. Hikaye bitince de Cansap’ın merakı da tükenmiş.

    İnsan dediğin merakı tükenince yüzünü başka yöne çevirir, bilmediği başka meraklar peşinde koşarmış. Zamanla merakın yerini sıkıntılar almış, özlemler almış ve bir gün Şahmaran’ın karşısına çıkmış.

    – “ Ben artık gitmek istiyorum ey bilge Şahmaran ! Sana minnetarım, bana çok şey öğrettin. Sayende her şeye başka bir gözle bakıyorum. Ama içimdeki özlem dayanılmaz oldu. Burada duramam, yapamam ben. Burada yaşlanıp ölemem. İnsanları özlüyorum ben” demiş.

    – “Olmaz ! ” demiş Şahmaran. “Yeminim var !” demiş .

    Ama Cansap çok israr etmiş.

    – “Ben diğerlerine benzemem. Sana ihanet etmem. Yemin ederim. Güven bana. İnsana güvenilebileceğini ispat edeceğim sana.” diye devam etmiş sözlerine.

    – “Hayır !.. Hayır !.. Sen de ihanet edersin. Çünkü insansın, çünkü insan zayıftır. Unutma ! Her insanın bir zayıf tarafı mutlaka vardır. İhanetin ise bin bir çeşidi.” Diyerek tartışmayı bitirmiş.

    Böylece günler günleri kovalamış. Günler geçtikçe de Cansap sararıp solmaya başlamış. Ağzını açıp tek sözcük söylemez olmuş. O sustukça da Şahmaran üzüntüden beter olmuş. Ve :

    – “Evet” demiş kendi kendine. “ Yarı insan değil miyim ? İnsanlığımın zayıf noktası çıktı karşıma. Aşk ölümündedir bu topraklarda. Tanrı olsun, Şah olsun kar etmez.”

    Yanına çağırmış Cansap’ı.

    -“Sakın bu sefer yemin etme. Yemininden dönmeni istemem. Çünkü biliyorum ki, eninde sonunda bana ihanet edeceksin. İhanet zayıf noktada yeşerecek. Yanımda kalmadığına göre, o hayatı özlediğine göre bu böyle olacak. Ama senden istediğim bir şey var. Hiçbir zaman hamama gitme ! “

    Bunları söyledikten sonra da gözden kaybolmuş. Yılanlar Cansap’ı sırtlayıp kuyunun ağzına kadar taşımışlar.

    Cansap ise yeminini içten emişmiş aslında. Bu nedenle de kendi köyüne uğramadan uzaklara, bir başka köye gidip orada kendi halinde bir marangoz olarak yaşamaya başlamış. Ne çok söz söylemiş, ne de çok söz dinlemiş.

    Bu sırada kral mı, bey mi dersiniz, diyelim ki Padişah. O bölgede hüküm süren şah hastalanmış ve yataklara düşmüş. Bu işe en çok da sevinen Vezir olmuş. Vezirin de en büyük arzusu Şahmaran’ı bulmakmış. Şahmaran’ı bulup onun etinin suyunu içerek bilgiye kavuşmak ve böylece ölümsüzlük ağacını bulup meyvesinden yemek, sonuçta ölümsüz olmakmış amacı.

    Nice zaman padişaha yalvardıysa da, Şahmaran’ı arayıp bulmak için padişahtan izin alamamış vezir. Padişah korkak bir insanmış ve Şahmaran’la uğraşmak istememiş. Gelgelim padişah yataklara düşünce vezir son kozunu oynamaya karar vermiş.

    -“Hünkarım… Hastalığınıza çare bulamadı hiçbiri. Hangi hekim geldiyse aynı şeyi söylüyor. İlacınızı bilse bilse Şahamran bilir. Derman Şahmaran’da. İzin verin Şahmaran’ı bulup getireyim” demiş.

    -“Hiç vakit kaybetmeyin !.. Bulun getirin yılanların şahını !” demiş insanların şahı.

    Ve tüm ülke halkı hamamlara sokulup çıkarılarak Şahmaran aranmaya başlamış. Cansap boşuna denenmiş. Hamamda Cansap’ın teni pul pul olmuş ve tutmuşlar kolundan. Haftalarca süren işkencelerde ağzını açıp tek kelime söylememiş Cansap.

    İşkenceler sonucunda ölümün kıyısına dayanmış. Vezir öleceğinden korktuğu için işkenceyi sona erdirmiş. Ve kurnazca bir plan uygulamaya başlamış.Apar topar Cansap’ın hücresine dalmış ve :

    -“Ne yaptılar sana böyle evlat ? Benim bundan haberim yok. Acımasızlığın bu kadarı da olmaz. Hepsinin kellesini vuracağım. Haydi gel seni saya götüreyim. İyileşene dek misafirim ol !” demiş.

    Vezir, Cansap’ı sarayda kuş sütüyle beslemiş ve etrafında dört dönüyormuş Cansap’ın.

    Cansap kendine gelince, vezir omuzları çökük bir halde Cansap’ın yanına oturmuş ve :

    -“İnan bana ! Bizim Şahmaran’a çok büyük saygımız var. Ama başımızda öyle bir tehlike var ki, çok fena. Çaresiz kaldık.”

    Vezir, halkın içinde bir salgın gezdiğini, bu hastalığın vebadan beter olduğunu, eğer önlem alınmazsa tüm insanlığa yayılacağını ve bir süre sonra bir tek insanın bile sağ kalmayacağını, ve daha neler neler söylemiş. Cansap, dinledikçe şaşkınlığı artmış.

    Vezir en son olarak demiş ki :

    -“Şahmaran’ı biz istemiyoruz. Sadece var git yanına. De ki, senden başka danışacak kimsemiz kalmadı. Bu hastalığın ilacı hangi bitkide gizli ? Bize söyle !.. “

    Cansap evine dönmüş. Geceler boyu uykusuz kalıp düşünmüş taşınmış. Ve sonunda bir şafak vakti yola çıkmış.

    Kuyunun yanına vardığında, vezirin askerleri yakalamışlar Cansap’ı. Meğer Cansap takip altındaymış uzun süredir. Sarayda bekletmişler onu. Beklerken ölüp ölüp dirilmiş. Ama son pişmanlık fayda etmezmiş.

    Şahmaran’ı altın bir tepside getirmişler. Başı gururlu ve dimdikmiş Şahmaran’ın. Cansap’tan başka kimseye bakmıyormuş. Gözleri sadece ve sadece ona kilitliymiş. Bir süre sessizlik olmuş. Ve sonra Şahmaran dile gelmiş…

    -“Ben sana bu topraklarda Aşk ölümünedir demiştim. Ve zayıf olan ölümü hak eder. Benim zayıflığım sana aşık olmamdır maalesef. Sen bana, ben de yılanlara ihanet etmiş oldum böylece. Başımın suyu zehirlidir. Bilgi kuyruğumdadır. Ceza istiyorsan zehirimi iç.”

    Bu sözlerden sonra Şahmaran oracıkta kesilmiş. İki ayrı kazan kaynamış. Zehir kazanı ve bilgi kazanı.

    Vezir Şahmaran’ın sözlerini dinleyerek kuyruk suyunu dikmiş başına. Cansap ise ölümden başka bir şey düşünmeden zehir dolu tası içmiş.

    Vezir, hemen yıkılmış, vücudunun her yerinden kanlar fışkırmaya başlamış.

    Cansap, içindeki yangının azar azar söndüğünü hissetmiş ve yavaşça çıkmış gitmiş saraydan.

    O günden beridir, o topraklarda , yoksul halkın arasında bir lokman hekim olarak almış yürümüş Şahmaran….

  2. mezopotamya şahmaran şahmaran nedir şahmaran efsanesi şahmaran masalı yılan kalenin hikayesi şahmaranın hikayesi yılanlı kale hikayesi şahmaran YILAN Hikayesi

  3. evet bencede,Sahmerani cok duydum hatta sinemasi bile var.ama hikayeyi hic merak etmedim bu gune kadar.Aksam merak edip okudum.cok sey yasatti cok farkli yerlere goturdu.cok ders verdi.kisaca beynimi bulandirdi.o kadar etkilenmisimki yemin ederim ruyamda yilan yavrularinin arasinda kaldim.ben korktum ama onlar birsey yapmadi.Karar verdim bundan sonraki gece hikayelerime dikkat edecegim.ve boyle seyleride asla ve asla gece okumuyacagim.Boguluyodum yav bune boyle…

  4. Merhaba Zeynep kardes , bu hikayenin yazari kim ? ögrenmek isterdim hangi siteden aldin bu yaziyi ?Mezopotamya yunanlilarin verdigi isimdir, firat ve dicle nehrinin arasidir , bu bölgede bir çok farkli din ve kültürden olusan azinliklar yasamis tarihte , bunu özellikle bölge olarak güney doguya göz diken hainler Mezopotamya adiyla kullanmaktadir , bizler dicle firat nehri arasi diyoruz bu bölgeye . Hikaye de ne kadar gerçegi yansitiyor tartisilir sayet adi üstünde hikaye .. gerçek payi varsa da bunu arastirmak lazim ..Bir de bazi yazilari aktirdigimiz zaman lütfen kaynagina dikkat edelim bazi sitelerde insanlarin beynini yikayan yaniltici ve gerçek disi yazilar konular olabilir bunu sadece bu hikaye adina soylemiyorum.. saygilarimla.

  5. Şahmaran duasının anlamı nedir?
    Bilgi Şahmaran duasının anlamı nedir?
    ——————————————————————————–
    DUA-İ ŞAHMERAN

    DUA-İ ŞAHMERAN
    Allahu la ilahe illa Hüvel Hayyul Kayyum
    *Allahula ilahe illa Huvel aliyul Hakim
    Allahu la ilahe illa huves Semiul Alim
    *Allahu la ilahe illa Huver Rahmanürrahim
    Allahu la ilahe illa Huvel Vahidul Ehad
    *Allahu la ilahe illa Huvel Ferdül Varid
    Allahu la İlahe illa Huve Raufur Rahim
    *Allahu la ilahe illa Huvel Aziz’ur Rahim
    Allahu la ilahe illa huvez Zahirul Batınu
    *Allahu la ilahe illa Huvel Ahadus Samedu
    Allahu la ilahe illa Huvel Fetta’ul Alim
    *Allah’u la ilahe illa Huvel Aziz’ul Alim
    Allahu la illa Huvel Hannan’ul Mennan’ul Deyyan
    *Allahu la ilahe illa Huvel Adir’ul Kahiru
    Alahu la ilahe illa Huver-Rafiul Alim
    *Allahu la ilahe illa Huver-Rabbül arş’il Azim
    Allahu la ilahe illa Huvel Melikul Kudüs
    *Allahu la ilahe illa Huvel Hamdul mubin
    Allahu la ilahe illa Huvel Bais’ul Varis
    *Allahu la ilahe illa Huvel Esmaul Hüsna

    Huvel Hayy’u la ilahe illa Huve Fadi’u MuhlisineLehuddiyn

    Subhane birahmetike ya erhamerrahiminVelhamdu-lillahi Rabbil alemin

    1-) İLK GÜN 2 rekat hacet namazı kılınacak İlk gün niyet edilecek dua
    öyle okunacak Diğer günler niyet etmeye gerek yok Ama hiç ara verilmemesi gerekiyor
    Eğer ara verirseniz yeniden başlamanız gerekmekte

    Hergün ikindi namazından sonra okunacak

    İş için hergün 7 defa okunacak İkindi namazından sonra

    2-) Satılmayan mal için 11 gün her gün 7 defa okunacak İkindi namazından sonra
    3-) Nasip kısmet için 21 gün, her gün 7 defa okunacak İkindi namazından sonra

    Bu konu tartışmaya açık değildir İsteğen inanır istemeyen inanmaz

    Önemli Not: Bazı internet sitelerinde Şahmeran Duası hakkında birtakım yanlış bilgiler yer almaktadır O yüzden Şahmeran Duasını açıklayayım dedim
    Şahmeran duasında kasıt Allah (cc) isimlerinin toplandığı dua yani Duaların Şahı (Büyüğü) manasındadır
    Elbetteki bütün dualar üstündür ama bunun daha üstün olduğuna inanılmaktadır

    Bununla ilgili sağda solda net bir bilgiye rastlamayabilirsiniz Ama benim verdiğim duanın orjinalidir Yani verdiğim sırada ve biçimde okunmalıdır

    Yalnız dikkat edilecek husus bu duanın „çocuklara verilmiş ödev“ gibi değil Gerçekten Allah Rızası için okunmasıdır
    Alıntı
    Ayrıca inceleyebilirsiniz Şahmaran Efsanesi (Şahmaran Efsanesi Hakkında)

  6. Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab bir gün ormanda bir kuyu dolusu bal bulmuş. Balı çıkarmak üzere kuyuya inen Camsab’ı, bütün balı yukarı çeken arkadaşları aç gözlülükleri yüzünden kuyuda bırakmış. Yalnız başına feryat eden Camsab tam da ümidini kesmişken topraktan iğne deliği büyüklüğünde ışık sızdığını farketmiş. Cebindeki bıçak ile ışığın geldiği deliği büyüten Camsab, ömründe görmediği kadar güzel bir bahçeye girmiş. Bu bahçede dünyada eşi benzeri olmayan çiçekler, ortasında bir havuz ve çevresinde oturaklar ile bir yığın yılan bulunuyormuş. Havuzun başındaki taht üzerinde insan başlı, süt beyaz vücutlu bir yılan Camsab’a kendi diliyle hitap etmiş; ‚Hoşgeldin insanoğlu, çevrendekilerden korkma sen bizim misafirimizsin‘

    Şahmaran Camsab’a türlü türlü yiyecekler ikram edip kendi ülkesine nasıl ve neden geldiğini sormuş. Camsab hikayesini uzun uzun anlatmış… Camsab’ı dinleyen Şahmaran başını sallayıp ‚İnsanoğlu nankördür, hilekardır. Küçücük menfaatleri karşısında muazzam zararlarına razı olur‘ demiş.

    Şahmaran’ın güvenini kazanan Camsab uzun yıllar bu bahçede yaşamış. Yıllar sonra bir gün Şahmaran’a yaklaşan Camsab, ailesini çok özlediğini söyleyip ‚Nolur beni aileme kavuştur‘ diye yalvarmış. Bunun üzerine Şahmaran kendisini salıvereceğini, ancak yerini kimseye söylemeyeceğine ve asla hamama girmeyeceğine dair söz vermesini istemiş. Çünkü Şahmaran’la karşılaşan her kim olursa hamama gittiğinde vücudu pullarla kaplanırmış. Şahmaran’a söz verip ailesine kavuşan Camsab uzun yıllar verdiği sözde durarak Şahmaran’ın yerini kimseye söylememiş ve hiç hamama gitmemiş.

    Derken bir gün Camsab’ın yaşadığı ülkenin hükümdarı Keyhüsrev hastalanmış. Vezir, hastalığın çaresinin Şahmaran’ın etini yemek olduğunu söylemiş ve herkesin hamama getirilmesini istemiş. Önceleri direnen sonra zorla hamama gotürülen Camsab’ın vücudu hamama girince pullarla kaplanmış. Sonunda da yapılan işkenceye dayanamayarak canını kurtarmak için kuyuyu göstermiş. Hemen kuyunun başına gidilmiş ve Şahmaran dışarı çıkarılmış. Camsab’ı gören Şahmaran ‚İşte Camsab nihayet kanıma girdin. Ben insanoğluna itimat edilmeyeceğini biliyordum. Fakat ne çare ki yine aldandım‘ demiş. Ölüme giderken de Camsab’a ‚Beni toprak çanakta kaynatıp ilk suyumu sana içirecekler sakın içme zehirlidir. İkinci suyumu iç gövdemi de hükümdara yedir‘ demiş Şahmaran’ın söylediklerini harfiyen yerine getiren Camsab ilk suyu vezire içirip ikincisini kendisi içmiş. Etini de hükümdara yedirmiş. Vezir ölmüş hükümdar da kısa sürede iyileşip Camsab’ı veziri yapmış.

    Efsaneye göre Şahmaran’ın öldürüldüğünü yılanlar bilmemekte. Tarsus’un Şahmaran’ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından basılacağı rivayet edilir

  7. Şahmanaran Hikayesi

    Yöre: Adana

    Adana’da halk arasında Misis Yılanla, Ceyhan Yel’le, Adana sel’le gidecektir diye bir söylenti vardır. Adana-Ceyhan arasındaki Yılankale’nin de adı Şahmaran efsanesine karışmıştır.

    Söylentiye göre Yılankale’de çok yılan yaşarmış.Yılanlar sütle beslenirmiş. Günün birinde sütsüz kalacaklar ve kaleden çıkıp Misis’e inerek orada yaşayanları sokacaklarmış.

    Diğer bir söylentiye göre; çevrede yaşayan beylerden biri çaresiz bir derde tutulmuş yapılan ilaçlar hiç fayda vermez olmuş. Bir doktor, beyi iyi edecek yılanların padişahı Şahmaran’ın gözleri olduğunu söylemiş. Ama kimse Şahmaran’ı bulamamış.

    Yılanlar padişahı insanoğullarından birine büyük bir iyilikte bulunarak onu yılanların sokup öldürmesinden kurtarmış. İşte bu insanoğlu Şahmaran’ın saklandığı yeri biliyormuş.

    Bu insanoğlu, beyin vereceği ödülü kazanmak için Şahmaran’ı yakalamaya karar vermiş. İnsanlar arasında Şahmaran’ın saklandığı yeri tek bilen kişi o imiş.

    Bu arada Şahmaran, çok güzel bir kıza aşık olmuş. Bu kızı daha iyi görebilmek için kızın gittiği hamamın tepesine çıkmış ve oradan kayıp hamamın ortasına düşmüş. İşte onu takip eden ve onu bilen insanoğlu, Şahmaran’ı bu hamamda öldürüp, gözlerini götürmüş. Gözleri yiyen bey, iyi olmuş. [1]

    Diğer Bir Varyant

    Vaktiyle, binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam, yılanlar tarafından padişahları Şahmeran’a götürülür. Şahmeran adama canını bağışlayacağını ancak kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini serbest bırakarak kendi hayatını tehlikeye atmak istememektedir.

    Şahmeran ona çok iyi davranır. Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları sağlanarak yaşamakta, günlerinin büyük bölümünü Şahmeran’la sohbet ederek geçirmektedir.

    Ne kadar rahat da olsa, gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam, bir gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran’dan izin ister.

    Şahmeran adama güveninin tam olduğunu, yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek gitmesine izin verir. Ancak kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını, bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerektiğini de tembih eder.

    Yeryüzünde normal hayatına dönen adam, Şah-meran’ı gördüğünü hiç kimseye söylemez. Bu arada padişahın kızı hasta olmuş, tedavisi için bütün ülke seferber edilmiştir. Kızın iyileşmesini en çok isteyenlerden biri de vezirdir.

    Gerçek amacı kızla evlenip oğlu olmayan padişahın yerine ülke yönetimini ele geçirmek olan vezir, bütün büyücüleri toplayarak, bu hastalığa çare bulmalarını ister.

    Büyücülerden birisi, Şahmeran’m bulunup öldürülmesi ve vücudundan alınacak bazı parçaların kaynatılıp içirilmesi durumunda kızın iyi olacağını söyler.

    Şahmeran’ı bulabilmek için de vücudu pullu kişilerin aranması gerektiğini ekler. Vezir ülkedeki herkesi zorunlu olarak hamama götürüp soydurarak, Şahmeran’ı gören kişiyi bulur. Adam, Şahmeran’ı öldüreceğini vaat ederek mağaraya gider.

    Şahmeran’a bütün gerçekleri anlattıktan sonra, ne yapması gerektiğini sorar. Şahmeran: „Ölümümün senin elinden olacağını zaten biliyordum“ diyerek kendisini öldürmesini, ancak bunun gizli tutulmasını ister. Çünkü öldüğü duyulursa, dünyadaki bütün yılanlar, insanlardan öç almaya kalkacaklardır. Daha sonra: „Kuyruğumun suyunu kaynat ve vezire içir ki kısa zamanda ölsün.

    Gövdemin suyunu kaynat ve kıza içir ki iyileşsin. Kafamın suyunu kaynat ve iç ki Lokman Hekim olasın“ diye ekler. Adam biraz da buruk bir şekilde bunları dinler. Şahmeran yılanlara, adamın misafiri olarak gideceğini, çok uzun yıllar dönmeyeceğini, kendisini merak etmemelerini söyler ve yeryüzüne çıkarlar. Adam Şahmeran’m dediklerini yapar. Vezir ölür, kız iyileşir, kendisi de Lokman Hekim olur. [2]

  8. şahmaran efsanesi, şahmaran ın efsanesi, şahmaran duası, şahmaran hikayesi, şahmaran işlemesi, sahmaran duası

  9. Sahmaran kimdir,Sahmaran Öyküsü.Sahmaran Hikayesi,Sahmaran Filmi

  10. şahmaranın hikayesi,şahmaranın hikayeleri,şahmaranın öyküsü,şahmaranın HAYATI,şahmaran kimdir,şahmaranın eserleri

  11. şahmeran hikayesini bu gün altıncı defa burada okudum hepside faklıydı … şahmeranın hikayesi tam olarak böyle değil.ben tam olarak

  12. şahmeranın hikayesi ,şahmeranın anatomosi,şahmeranın filmleri,şahmeranın fikrasi,şahmeranın kimdir,şahmeranın anlami

  13. yılanlar oğrenmemesi gerekir çuñkü insan oğlu tehlikeye girer

  14. bende gözlerime inanamadım

  15. furkan eger bilseler bizi olduruler√

Sizde Yorum Yapın