chat, chat siteleri
Chat, Chat Sitesi, Chat Siteleri Sohbet

Okul Karnesi asla Yasam Karnesi degildir

Hayattan alinti kücük bir Hikaye, Hayattan gercek Hikayeler, Gercek Hayattan Hikayeler.

İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci ile 600 bine yakın öğretmen 19 Haziran 2010 Cuma günü tatile girdiler.
Sevinçle karnesini bekleyip içinde başarısını görenler mutlu, düşük notu olup ta çalışmadığını bilenlerse hüzünle aldı.
Cuma günü karnelerini alan çocuklarımız sevinçlerini hüzünlerini aileleriyle paylaştı.
Yavrularımız bu üç aylık tatili dinlenerek, okuyarak, eğlenerek, belki de ailesine katkı olup çalışarak değerlendirecek.
Anne baba olarak; varımızı yoğumuzu verdiğimiz yavrularımızın, emeğimizin karşılığında eğitiminde başarı göstermesi elbette ki bizi mutlu eder. Evde bayram havası olur. Çocuk ailesine kendini kanıtlamanın mutluluğunu yaşar, ebeveynde çocuğunun ona sağladığı gururu.Bazen de her şey yolunda gitmeyebilir.
Geleceğimiz gördüğümüz yavrularımızın başarılı olması, o karnedeki notlarla sınırlı değildir.
İki yıl birlikte Türkiye Çocuk Evleri Vakfın da “Ana-baba ve Evlilik Okulu“ Projelerimizle çalışma onuruna eriştiğim; değerli hocam psikolog Suna Tanaltay bu konuda velileri nasıl bilinçlendiriyor;
“Bozuk karne gelebilir. Okul karnesi asla yaşam karnesi değildir Anne babaların çocuklarını koşulsuz sevmeleri gerekir. Aile çocuğuna `Seni karnen ve güzel notların için değil, seni sen olduğun için seviyor ve değer veriyorum. Sen kötü karne getirsen de bizim bir tanemizsin.` Demelidir.

Bir karne uğruna çocuğun ruh sağlığı, hatta yaşamı paramparça edilemez. Karne, bir başarı ya da başarısızlık düzeyinin saptanmasıdır.

Eğitimde ödülün cezadan daha iyi sonuçlar verdiği kanıtlanmıştır. Ödül her zaman çocuğu başarmaya teşvik eder.

Tanaltay bu konuda da şöyle devam ediyor;
“`Aferin` çok güzel bir ödüldür ama hemen onun yanı sıra, önemli bir başarıdan sonra istediği bir şeyi armağan etmek de çok yararlıdır.
Çocukta ki başarısızlığı tamamen çocuğa yüklemekte doğru değildir.
Öğretme-öğrenme sürecine ilişkin olarak okul başarısını arttıran faktörler üzerinde yapılan araştırmalar, okul başarısı üzerinde okul-aile dayanışmasının önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Akademik başarısı düşük, sınıfta kalma riski taşıyan öğrencileri diğer öğrencilerden ayıran en önemli etken, anne-baba desteği ve ilgisizlik ten yoksunluk, anne-baba da katılık, tutarsızlık, geçimsizlik okuldaki başarısızlığın en önemli etkeni olmuştur.
Çocuklarının çalışkan, başarılı ve kendilerine güveni olmasını isteyen aileler şunlara dikkat etmelidirler;
* Çocuklarınızın yanlışlıkları ve rahatsızlıkları olabilir. Bunun için eleştirmeyin. O zaten kendi durumuna üzülür, sıkılır, içi daralır.
* Öğrencilere müfettiş gibi `Notların nasıl?`, `Kırığın var mı?` gibi sorular sormayın.
* Çocuğun zayıf olduğu derslere yardımcı olun, gerekiyorsa birlikte çalışın. Çocuğa kendiniz yardımcı olamıyorsanız ders almaya veya kursa göndermeye uğraşın.
*Evin koşulları çocuğun çalışması için uygun değilse, koşullar düzeltilmelidir.
*Kardeşler kesinlikle birbirleriyle mukayese edilmemeli, başarıları karşılaştırmamalı. Bu durum çocuğu başarıya götürmez, aksine zayıf getirmeye iter.

Tatil sürecinde çocuklarımızın dinlenmesini, iyi olmayan notları üzerine biraz yoğunlaşmasını tatlı dille onları motive ederek verebiliriz.
Kendimizi çocuklarımız yerine koyalım. Bir zamanlar büyüklerimizin bizlere yaptığı olumsuzlukları o anki yaşadığımız sıkıntıları düşünerek, bunu çocuklarımıza yapmayalım.
Unutmayalım ki okuyan, elinde sürekli kitap olan Anne/Baba en iyi örnektir.

Sizde Yorum Yapın