chat, chat siteleri
Chat, Chat Sitesi, Chat Siteleri Sohbet

Yeşim Salkım kızını doğurduktan sonra Şizofrenik oldu

Minik kızı Ada’yı nisan ayında kucağına alan Yeşim Salkım, şu sıralar hem ikinci kez anne olmanın hem de “Piyango” adlı yeni single çalışmasının heyecanını yaşıyor. Sahnedeyken kızını, kızıyla birlikteyken de müzik çalışmalarını düşündüğünü söyleyen şarkıcı, “Şizofrenik bir haldeyim” diyor.Single çıkaran şarkıcılar kervanına siz de katıldınız. Neden albüm değil de single?              
– Albüm yapınca, içinden bir-iki şarkıya klip çekiyorsunuz. Ama o albümdeki şarkıların hepsine para harcıyorsunuz ve bu paralar da hemen geri dönmüyor. Ben uzun süre albüm çıkardım, çok büyük paralar harcadım, bunlar bana istediğim gibi dönmedi. İşler artık eskisi gibi değil. Pastanın etrafındaki insanlar arttı. Bir de herkes tek şarkıyla ortalıkta. Ben de bir denemek istedim.
“Türkiye’de susmak gerektiğini anladım” demişsiniz. Bundan sonrası için susma kararı mı aldınız?  
– Bir şarkıcı ya da oyuncu çok konuşunca yargılanıyor bu ülkede. Biraz sivrildiğiniz zaman itici geliyorsunuz insanlara. Halbuki, sanatçının söyleyecek bir sözü olduğu için diğerlerinden farklıdır. Ben albüm de çıkarıyorum, sorulan sorulara cevap da veriyorum. Ama sonunda sanki sadece konuşuyormuşum gibi davranılıyor. Bu da rahatsız edici. Sırf ortama ayak uydurabilmek için susmak gerekiyormuş, bunu anladım.
“Piyango” şarkısında da “Sözümü sakınmam” diyorsunuz. Sizi mi anlatıyor bu sözler? Gülşen Hanım’a “Böyle bir şarkı yaz” mı dediniz?
– O bana, “Nasıl bir şey yazabilirim?” dedi. Ben de “Sen güçlü bir kadınsın, ben de güçlü bir kadınım. Kadınlar, bu şarkıyı terk edip giderken söylesin” dedim. Kadınların işlerini, eşlerini, sevgililerini, eşlerini terk ederken söyleyebileceği, başkaldırabileceği bir şarkı istedim. Çok da sevdim şarkıyı. İnsanlar ilk dinlediklerinde çok etkilenmeyebilirler ama dinledikçe sevilen bir şarkı.
YARIM DÜNYA GİBİ OLDUM!
Şarkının klibinde gelinlik giydiniz. Kimin fikriydi bu?
– Yönetmenimin. Klibimde, düğün günü aldatılan bir kadının hikâyesi var. Gelip “Sana bir duvak aldım” dedi. Bir de “Gelinliğin duruyor mu, giyer misin?” diye sordu. “Ben de olur” dedim. Zaten amaç gelinliğin içine girebilmekti, girdim de! (Gülüyor)
“Klipten sonra bu gelinliği giymesi, 30 kilo verdiğinin kanıtı” dendi. Ünlü olunca böyle her şeyi kanıtlamak mı gerekiyor?
– “30 kilo verdim, alın bu da size ispatı” diyecek olsam, bikiniyle fotoğraf çektiririm. Hamileliğimde çok kilo aldım ama ben bu konuda çok rahatım. Bu kilo meselesi de sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da var.
Kaç kilo aldınız hamileyken?
– Ben hayatım boyunca 54 kilodan yukarı çıkmamıştım. Hamile kaldığımda ise 69 kiloydum, sonra 18 kilo daha aldım.
Çok mu aşerdiniz?
– Aşermedim, bende şeker çıktı. Vücudum su tuttu. Aslında hiç tatlı yemedim, doğru düzgün beslenmedim ama acayip şiştim, yarım dünya gibi oldum! Bir an önce işime dönmek istediğim için de o kiloları hemen verdim.
BEN OYUNCULUĞA İHANET ETTİM
“Ada’yı kucağıma aldıktan sonra, Yeşim’i unuttum, sadece anne oldum” demişsiniz. Şimdi durum nasıl?
– Kayboldum! Çok şizofrenik bir durum yaşıyorum. Giyiniyorum, makyajımı yapıyorum, sahneye çıkıyorum, tamam Yeşim Salkım’ım. Ama sahnede şarkı söylerken birden yüreğim atmaya başlıyor, “Ada mamasını yedi mi? Acaba uyutabildiler mi?” diye aklım gidiyor. Kaybolduğum nokta o. Ada’nın yanındayken de “Acaba klip girdi mi yayına?” diyorum.
Bir müzikal çalışmanız varmış sanırım…
– Evet, var. İki perdelik bir oyun. Kürşat Başar yazdı. Yönetmenimiz de geldi Londra’dan. Prodüktörümüz Zeynep Talu. Kadroda da tiyatrocular var. Bir aşk hikâyesini anlatıyor. Biraz ağlatacak, hüzünlü bir hikâye. 60 ve 70’i yılların şarkılarını seslendireceğiz.
Hangi sanatçılar var?
– Kadro tam belli olmadı ama başrolü benimle birlikte Kenan Ece oynayacak.
Bir de film çekmişsiniz bu arada. Ondan da bahseder misiniz kısaca?
– Evet, “Bekle Beni Yarın” filmini çektik. Şu an kurgu aşamasında ama bir yapımcı sorunu yaşıyoruz. Türkiye’deki en büyük sorunlardan biri bu. Çok güzel bir dram oldu, inşallah kaybolup gitmez.
Sizin rolünüz ne?
– Bir pavyon kadınını oynuyorum. Filmde eşi Güneydoğu’da şehit olmuş ve pavyona düşmüş bir kadınla Asperger Sendromu yaşayan bir erkeğin duygusal ilişkisi anlatılıyor.
Single’ın rahatlığıyla mı oyunculukta bu kadar aktif oldunuz?
– Aslında hep yüreğimde olan ve asla peşini bırakmamam gereken bir şeydi oyunculuk. İyi bir oyuncu olduğumu ama oyunculuğu çok ihmal ettiğimi düşünüyorum. Oyunculuk benim ihanetime uğradı, o yüzden bu sene ağırlık vereceğim.
KIZIM, BASIN YÜZÜNDEN TÜRKİYE’DEN AYRILDI
Bir anda kafanız atıp da “Ben artık albüm malbüm yapmıyorum, bundan sonra sadece oyunculuk yapacağım” deme ihtimaliniz var mı?
– Bunu söyleyemem, çünkü bu da çok şizofrenik bir durum. Ben bu işe şarkı söyleyerek başladım ve ben şarkı söylerken hayatımdaki çoğu şeyi unuturum. Ben hiçbir zaman bir sevgiliye şarkı söylemedim. Hep kızım için söyledim. Şimdi de kızlarım için söylüyorum, annem için söylüyorum. Hayatımda daimi olacak kişilere söylüyorum. Şarkıcılık, maneviyatı yüksek bir meslek. Oyunculukta da başka başka hayatları canlandırıyorsunuz. O yüzden ikisini dengede götürmek istiyorum. 40 yaşın verdiği olgunlukla da çok tepem atacak gibi görünmüyor.
Sizin için çizilen bir ‘kıskanç kadın’ imajı var. Öyle misiniz sahiden, çok kıskanır mısınız eşiniz Hakan Eratik’i?
– Aksine, o kadar rahatım ki. Çünkü ben, kendine çok güvenen bir kadınım. Eşim, son filminde yatağa girip sevişti. Sonuçta işi bu, oyuncu. Ben de “Ne zaman seyredeceğim?” dedim. Hatta Hakan bazen “Sen beni sevmiyor musun, neden hiç kıskanmıyorsun beni?” der. Benim bugüne kadar eşimle hiç böyle bir sorunum olmadı. Bu imajı yaratmaya çalışmak da bir nevi tacizdir.
Hakkınızda çıkan olumsuz haberlerin ardından gazetecilere antipati mi duyuyorsunuz?
– Ben kişilere karşı tavır alıyorum. Bir daha o kişiye röportaj vermiyorum mesela.
Çıkan haberler, kızınız Gizem’i nasıl etkiliyor peki?
– Benimle hiç ilgisi olmayan haberler çıktı. 21 yaşındaki kızım da bu haberler yüzünden Türkiye’den gitti. “Yaşayamayacağım ben seninle, çünkü benim gördüğüm anneyle bu gazetede yazılan kadın bir değil” dedi. Sizi tenzih ederim, gazetecileri hiç sevmiyor. Çünkü çok küçüktü ve çok canı yandı. 12-13 yaşlarındayken bir çocuğun anlayamayacağı şeyler yaşadı. Arkadaşları canını yakarcasına sorular sordu…
FAZIL SAY’IN YAPTIĞI ARABESKLİK
Fazıl Say’ın Orhan Gencebay hakkında Twitter’dan yazdıklarına siz de aynı kanaldan cevap verdiniz. Neden gerek duydunuz buna?
– Ben Fazıl Bey’e asla saygısızlık etmem ama değerli bir müzisyen olduğuna inanan birinin de böyle konuşmaması gerekir. Arabesk bir toplum olarak görüyor bizi. Olabilir, doğrudur. Ama şu anda onun yaptığı da arabesklik. Magazin biçiminde arabesk yapıyor. Fazıl Say çok önemli bir müzisyen. O piyano çalarken büyüleniyorsunuz ama bıraksın da büyü devam etsin. Bozmasın kafamızdaki resmi. Ben Orhan Gencebay dinlerken de büyüleniyorum, bıraksın da bu benim zevksizliğim olsun. Onun konuşmasında bir sorun yok ama üslup önemli.
BAŞLIĞI GÖRDÜM SÜTÜM KESİLDİ
Bir röportajınızda basında çıkan bir haber yüzünden sütünüzün kesildiğini söylemişsiniz, neydi o haber?
– Haber çok önemli değil. Benim dâhil olmadığım, eşimin verdiği bir röportajda, yeni doğmuş bebeğimin fotoğrafının altına hoş olmayan bir başlık konmuştu. Benim fotoğrafımın altına ne isterlerse yazsınlar ama yeni doğmuş bebeğime onları yazmak, hadsizlik, terbiyesizlik ve günah…

Sizde Yorum Yapın